Cumhurbaşkanlığı avukatlarından "indirim yapmayın" talebi geldi

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimiyle ilgili eski Bursa Jandarma Alay Komutanı Albay Yurdakul Akkuş ile 15 sanığın yargılandığı davada, Cumhurbaşkanlığı vekili avukatlar esasa ilişkin sunduğu beyanlarında, sanıklara verilecek cezalarda indirim yapılmamasını istedi.

Cumhurbaşkanlığı avukatlarından "indirim yapmayın" talebi geldi

Davaya müdahil olan Cumhurbaşkanlığının vekili avukatlar Rifat Bakan ve Hasan Ali Yılmaz tarafından esasa dair sunulan beyanda, örgütün yapısı hakkında ifadelere yer verildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilen beyanda, hakimiyetin Türk milletine ait olduğu ve Anayasanın koyduğu esaslar doğrultusunda yetkili organlar eliyle kullanılacağına vurgu yapılarak, "Çağdaş demokrasilerde iktidara ancak demokratik yöntemlerle, halkın oyu ile gelinebileceğine kuşku yoktur. FETÖ/PDY, demokratik düzenin insanlara sağladığı anayasal ve yasal hakları sonuna kadar suistimal ederek siyasal egemenliği elde etmek, tüm güç merkezlerini hasım cepheden derece derece koparıp almak, devleti kendisiyle özdeşleştirmek ve hedef kitlesi olarak gördüğü insanlardan eleman devşirerek sözde hizmet ehli sınıfına mensup insan sayısını hızla ve olabildiğince artırmak istemiştir" ifadeleri kullanıldı. 

"Dini paravan olarak kullanan FETÖ" 
Terör örgütünün kendisini kısaca "hizmet" olarak tanımladığı hatırlatılan beyanda, örgütün güçlenmek adına gizlilik içerisinde ilerlediği kaydedilerek, “Önce güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, 'Altın Nesil' adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana kadar sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı hedefleyen kendine özgü bir terör örgütüdür" denildi. 
15 Temmuz gecesi yaşananların da kronolojik olarak özetlendiği esasa ilişkin beyanda, "Yaşanan olaylara ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarından oluşan 'Yurtta Sulh Konseyi'nin Kara, Hava, Deniz Kuvvetleri Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığında görev yapan 38 (sözde) askeri personelden oluştuğu, bunlardan birinin orgeneral, birinin korgeneral, üçünün tümgeneral, 13'ünün tuğgeneral/tuğamiral, 14'ünün albay, 6'sının ise yarbay rütbesinde olduğunun, 'Yurtta Sulh Konseyi' tarafından hazırlanan sıkıyönetim direktifinin ekinde bulunan atama listesine göre, 84 askerin 'sıkıyönetim komutanı' olarak görevlendirildiğinin, 413 kişinin ise 'sıkıyönetim mahkemeleri'ne sözde atamasının yapıldığı, kritik önemdeki askeri ve sivil makamlar için de 450 kişilik atama listesi hazırlandığı tespit edilmiştir" ifadesi kullanıldı. 

Bursa'daki teşebbüs 
Darbe girişimi gecesi Bursa'daki teşebbüsün bütün illerden farklı olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altı çizilen beyanda, "Sanıkların kendilerine yöneltilen tüm suçlamaları reddetmeleri, Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığında hiçbir toplantı gerçekleştirilmediğine yönelik savunmada bulunmaları inandırıcı olmadığı gibi, 15 Temmuz gecesi yaşanan gerçekliklerle de hiçbir şekilde örtüşmemektedir" denildi. 
Beyanda, iddianamede ayrıntılı olarak vasıflandırması yapılan FETÖ adlı ihanet şebekesinin kendine özgü yapılanması nedeniyle etkin pişmanlık talebinde bulunan sanıklar dışında kalan diğer sanıkların neredeyse tamamının 15 Temmuz gecesi yaşananlar hakkında karartma uyguladıkları, milyonlarca kişinin gözü önünde yaşananları dahi inkara yöneldikleri dikkate alındığında, bu davada yargılaması yapılan sanıkların aynı tavırları sergilemesinin hiç de şaşırtıcı olmadığı kaydedildi. 
Sanıkların eylemlerinin hukuki değerlendirilmeleri yapılırken, 15 Temmuz gecesi yaşananların bir an bile akıldan çıkarılmamasının oldukça önem arz ettiği değerlendirilerek, şunlara yer verildi: 
"Bugün burada yargılananlar, Türk milleti tarafından bastırılan 15 Temmuz ihanet girişiminin müsebbipleri olarak yargılanmaktadır. Eğer bu darbe teşebbüsü başarıya ulaşsaydı, burada darbeye direnen şerefli Türk subayları ve Türk milletinin korkusuz evlatları yargılanacaktı ve yine darbe başarılı olsaydı, Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığında neler yapılabileceği hususunda toplantı yapanlar, bugünkü söylemlerinin aksine Bursa’da duruma vaziyet etmek için İlçe Jandarma Komutanlığında yaptıkları toplantıyı bir kahramanlık hikayesi gibi anlatacaklardı. Nitekim tanık olarak ifadesi alınan yarbay Latif Orbay'ın da haklı olarak belirttiği gibi, darbenin başarılı olması durumunda Türk Ordusu'nun içinde ihanet girişimine direnen şerefli Türk subayları darbeciler tarafından katledilecek, onlara söz hakkı dahi tanınmayacaktı. 15 Temmuz gecesi Ankara ve İstanbul'da darbeciler tarafından gerçekleştirilen katliamlar bu yöndeki tespit ve değerlendirmeleri açıkça doğrulamaktadır." 

Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığı 
Darbe girişimi gecesi direneceğini açıklayan eski Jandarma Garnizon Bölge Komutanı Seyfullah Saldık'ın "evlerinize gidin bu darbeye iştirak etmeyin" emir ve talimatını verirken, sanık Yurdakul Akkuş'un ise oluşan yeni şartlara göre neler yapılabileceğini değerlendirmek üzere Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığı'nda toplanılması emrini verdiği hatırlatılan beyanda, şunlar kaydedildi: 
"Darbeye iştirak etmeyen personelin Jandarma Bölge Komutanı'nın emrini dinleyerek dağıldıkları gözlenirken, darbenin başarıya ulaşacağı inancını paylaşan bir kısım askerin ise sanık Akkuş'un emir ve talimatları doğrultusunda Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığı'nda toplandıkları görülmektedir. Konusu suç teşkil eden bu emre itaat edenler başka hiçbir şey yapmasalar dahi darbeye teşebbüs etme fiilini işledikleri kabul edilmelidir çünkü darbeyi açığa çıkaran, darbeye direnen, 'herkes evine gitsin' diyen bölge komutanını dinlemeyip, yaka paça garnizon dışına atılan bir darbecinin emrine uymak çok bariz bir şekilde darbeye teşebbüs fiilidir ve sanıklar bu suçu işlemişlerdir. Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığında toplanan sanıkların, komutan odasında bir araya gelmeleri eğer toplantı olarak tanımlanmayacaksa başka nasıl tanımlanacaktır." 

Sanıklar hakkında indirim uygulanmaması talep edildi 
Beyanda, sanıkların eylemlerine yer verilerek, "Tutuklu sanıklar, müsnet suçları işledikleri kabul edilerek en ağır şekilde cezalandırılmalı ve sanık hakkında takdirî indirim sebeplerinin uygulanmaması talep edilmektedir" ifadeleri kullanıldı. 
Ayrıca tutuksuz sanıklardan eğitimsiz olduğu halde Uludağ Jandarma Arama Kurtarma Tim Komutanı olarak Akkuş'un imzasıyla atandığı ortaya çıkan H.H.Ç.'nin darbe girişimi gecesi personelini sivil şekilde Uludağ Jandarma Karakoluna çağırdığı vurgulanarak, sanığa darbeye teşebbüs suçundan ceza verilmesi istendi. 

Güncelleme Tarihi: 11 Temmuz 2018, 14:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner11