Nezihe Meriç "Anılar, Tanıklıklar"da

Bursa Nilüfer Belediyesi'nin düzenlediği söyleşiye konuk olan Feridun Andaç, Zeynep Altıok Akatlı ve Leyla Ruhan Okyay, yakından tanıdıkları, yazar Nezihe Meriç'le anılarını ve tanık oldukları olayları anlattılar.

Nezihe Meriç "Anılar, Tanıklıklar"da

Nilüfer Belediyesi, Yılın Yazarı olarak belirlediği Nezihe Meriç'i, düzenlediği çeşitli etkinliklerde edebiyat ve sanat tutkunlarıyla buluşturuyor. Bu kapsamda Akkılıç Kütüphanesi'nde "Anılar, Tanıklıklar" söyleşisi gerçekleştirildi. 1950'lere eserleriyle damga vuran Nezihe Meriç'i yakından tanıyan Feridun Andaç, Zeynep Altıok Akatlı ve Leyla Ruhan Okyay'ın katıldığı söyleşide konuklar, yazarın hem yazın hem de kişisel dünyasına ilişkin anılarını ve tanıklıklarını paylaştı.

ANDAÇ: YAZDIĞINA BENZEYEN BİR YAZARDI

Nezihe Meriç'in muzip bir yanı ve otoriter bir duruşu olduğunu ifade eden Feridun Andaç, "Yazmak için yaşadığını hissediyordunuz. Nezihe Meriç'i biraz tanımak istiyorsanız, edebiyatçı kişiliğiyle öyküleri ve romanından önce anılarını okumak belki onun hem iç coğrafyasını hem de edebi ilişkilerini görebilirsiniz. Çünkü benim gözlemlediğim Nezihe Meriç, insan biriktiren biriydi. Nezihe Meriç, 1950 kuşağı içinde apayrı bir duyarlılık getirmiştir edebiyatımıza" şeklinde konuştu.

Nezihe Meriç'e "Diva" yakıştırması yapan Feridun Andaç konuşmasına şöyle devam etti: "Yazdığına benzeyen bir yazar diyebileceğimiz biriydi. Bir diva tanımı varsa, ben biraz onu yakıştırıyorum kendisine. İçini dolduran biriydi. Yani edebiyatımızın divası diyebilirdik. Yaşam kültürü, yazısının özeni, duruşu, ona yaklaşımınızı belirliyordu."

ALTIOK AKATLI: BANA 'MUTLAKA YAZMALISIN' DİYE EŞLİK EDERDİ

Anılarını paylaşan Zeynep Altıok Akatlı da, "Benim bir şeyler yazıyor olmamın borçlu olduğum insanlardan biri, Nezihe Meriç'tir. Önümdeki rol modeller çok yüksekti. Ben bir şeyler yazayım deyince imtina ederim, dururum. Nezihe Meriç, bana 'Mutlaka yazmalısın' diye eşlik eden kişiydi" diye konuştu.

OKYAY: YAZAR OLMASAYDI YİNE ÇOK BAŞARILI OLURDU

Nezihe Meriç'in, kendisine annesi kadar yakın biri olduğunu dile getiren  Leyla Ruhan Okyay da, usta yazarın, hayatını zenginleştiren bilge bir usta olduğunu söyledi. Nezihe Meriç için estetik ve özgünlüğün büyük önem taşıdığını ifade eden Okyay, "Onun yaratıcılığı yaşamın tüm alanlarında elemanlarında kendini gösterirdi. Giysilerinin, takılarının birçoğunu kendisi üretirdi. Nezihe Meriç, yazar olmasaydı mutlaka çok iyi bir modacı, ressam, müzisyen ya da başka bir sanat dalında iyi biri olurdu" dedi.

Nezihe Meriç'in edebi yönüne de değinen Leyla Ruhan Okyay, "Öykülerinin ya başında sevdiği şairlerden alınmış birkaç dize ya da öykülerinin içindeki şiirsel dili ve betimlemeleriyle etkilerdi okurunu. Kurguladığı hikayelerindeki mekanlar, karakterler ve müzik, Türkçe'nin en iyi biçimde kullanımıyla bütünleşince, Nezihe Meriç öyküsünün nasıl doğduğunu algılayabiliyoruz. Öykülerindeki nüanslar iyi bir senfonide olduğu gibi kusursuz olmalıydı ona göre. Fazlalıklara, kakafoniye yer yoktu. Öykü, okuruna anlatmadan sezdirmeliydi ardındaki duyguyu. Ve her öykünün kendine özgü müziği olmalıydı. Ona göre öykünün, tümcelerin, sözcüklerin içindeki müziğin aktarımı ve vurgular, noktalama işaretlerinin doğru kullanımıyla olasıydı" ifadelerini kullandı.

Nezihe Meriç'in bugüne kadar yeterince tanıtılamamasının üzüntüsünü yaşadığını belirten Leyla Ruhan Okyay, Nilüfer Belediyesi'ne böyle bir etkinlik düzenlediği için de teşekkür etti.

Söyleşinin sonunda Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürü Şafak Pala, Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem adına konuklara günün anısına hediye verdi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER