Cemaat Muhabbeti..

“Cemaatten ayrılan bizden değildir” hadisini de sık sık duyururlar. Nasıl bir cemaat mi? Hadis ve tefsire muhtaç değil ki, adamların keyfince bir cemaat işte! Siyasetle işi olmayan, cihad kavramı lûgatlarından çıkarılmış, baş örtüsü falan gibi kıldan işlere bulaşmayan, etliye sütlüye karışmayıp yavan ekmeği tavsiye eden bir cemaat işte! Daha ne olsun ki! Zikir kardeşim zikir, şeyhin dediği gibi zikir. Fikir dedin mi bozuşursun, şeyhe itiraz yok, ölü yıkayıcının önünde yatan meyyit gibi itaat ister efendi baba! Ne kendi konuşur, ne adamı konuşturur. Etrafındaki dalkavuklar onun yerine sizinle konuşacak, siz de dut yemiş bülbül gibi somurtacaksınız. İyi ki geldiniz birazdan daha yakından tanıyacaksınız.

Mürşid beyin keramet, mersiye ve kasidelerini sayıp döken meclislere katılırsın, hangi kabirden ne istenir, nasıl tavaf edilir, teberrük için ekmek, şeker ve daha neler gezdirilir, iyice öğrenirsin. Bitmeyen ekmeklerden yer, abur cubur çorbalardan içer, şeyhin bereketiyle tanışırsın, sanki ömrünce aç gezmiştin de Allah seni doyurmamıştı(!)

Bu şirk meclislerinde, Allah'ı sever gibi şeyhini seven insan suretinde şeytanlar görürsün. Ağızlarında geveleyip durdukları sünneti seniyye laftan ibarettir, şayet uygulama varsa, muhakkak riyakarlıkla karışıktır. Yapılan her amelde, şeyhi memnun etme gayreti saklıdır. İnsanların kalplerindeki imanın yanına yerleştirilen şirk öğretileri, ölülerden istimdad, bedava kasko hizmetleri, çamura çöken eşeği kurtarmalar mı dersin, tekerleği fırlayan arabaya –gavs marka- teker olmalar mı dersin, neler neler, çok yönlü kullanışlı şeyh efendilerin reklamları film gibi anlatılır. Fakat, asıl çok yönlü kullanılan bu reklamları dinleyen ve anlatan müridlerdir. Şeyhin turistik tesislerinden alışverişler yapar, memleket ekonomisine katkıda bulunursun. Bir daha ki sefere hizmetlerin nisbetinde, vazifelendirilirsin; artık ya iyi olta atan bir avcısın, ya iyi para harcayan bir mürid, ya bedava ırgat, ya da eline tutuşturulan teranelerin çığırtkanlığıyla ömrünü tüketecek mütevekkil bir seyyar satıcı! Bu satışlar bazen sokaklarda, bazen bir dergi editörlüğünde bazen şeytanın gel dediği yerdedir.

Bunun dışında gerçekten irşad olmayı bekleyenlerin hayal kırıklığına uğramaması için, manevi irşad feyzle olur hikayeleri, mürşidin bir nazar etmesiyle ne merhaleler kat edilir, ne derecelere ulaşılır teraneleri sayılır dökülür. Dinlediklerini aklından şöyle bir geçirmeye kalksa insan, ilk bir kaçında hemen tökezler, çelişkilerle dolu hiç duymadığı saçmalıklar kafasını allak bullak eder ve çaresiz olarak düşünmekten de vazgeçer. Bundan sonra yalanlarla avutulan müride bol bol rabıta yapmak ve feyz almaktan başka irşad yolu kalmamıştır.

Mürşid beyi gözünde canlandıramayanlar için, teknoloji ne güne duruyor, memlekete dönerken cüzdana konulan resimlerle idare edilip, bir dahaki ziyarete kadar bol bol rabıta yapılır, hem mürşid uzaktakilere manyetik dalgalarla feyz ve irşad programına devam etmektedir. İş manen hallolduğuna göre artık soru sormaya, vaaz dinlemeye, kitap okumaya gerek kalmamıştır. Bu arada, mürid nefsine uygun dini yaşantının membaına demir atmıştır artık. Yapılması gereken tek şey mürşidi kızdıracak iş yapmamak, verdiği zikir ve evradı tamam çekmek, onu memnun etmektir. Dikkat etmek gerekir, çünkü o işlenen günahlardan haberdardır, müridini görmektedir, işitmektedir(!)

Böylesine sıkı takibe alınan ve denetlenen bir mürid, kendisini takibe alandan başka kimseyi daha çok memnun edemez ve artık öfkesi, sevinci, ibadeti, tevekkülü hepsi onadır. Her ne kadar Allah'ı ve Resulünü unutmuşsa da kendisine aracılık edecek paravan şirket muameleyi prosedüre uyduracaktır. Ona göre bunların hiçbiri şirk sayılmaz çünkü bu olan biten işlerin baş aktörü Allah dostudur(!)

Allah dostu ile şeytan dostu olanları birbirinden ayırt edemeyen, İslam’ın mesajını anlayamamış kimselerin bu tuzaklara düşmeleri gayet tabiidir, çünkü onlar dini kaynağından öğrenmediler.

Ya bilenlerin susmasına ne demeli !?

YORUM EKLE