Dibe vuran siyasi kültür!

İstanbul seçimiyle birlikte, belki siyasi kültürümüzde yeni bir perde açılmıştır. Eminim ki bundan sonra toplumu kamplara ayıran, büyük israflara yol açan ve bu nedenle alabildiğince insanları geren, ki sonucunda da adeta toplumda “grizu patlaması” gibi niza, kavga ve düşmanlığa yol açan “ŞARK TİPİ SİYASİ PROPAGANDA”, yerini bundan sonra, “Batı tipi siyasi propagandaya” bırakacaktır. Ben TV’deki, İmamoğlu-Yıldırım buluşmasını böyle okuyorum.

Bütün göstergeler vatandaşlarımızın; siyaseten ikiye bölündüğünü, farklı görüşlere ve partilere karşı büyük bir kin ve husumetle dolu olduklarını gösteriyor. Bu menfi yüklenme, insanlarımızda tamir edilmez büyük bölünmelere yol açıyor ve hatta aynı ailelerin yıllarca küs kalmalarına sebep oluyor. Yakın çevremizde bunun onlarca örneği vardır.

Avrupa’dan gelen tanıdıklarımızla, oradaki siyasi seçimleri ve siyasete soyunanların durumlarını konuştuğumuzda, hakikaten imrenmemek mümkün değil. Günlük hayata yansıyan hiçbir değişikliğin olmadığını, herkesin kendi dünyasını yaşadığını, israfların olmadığı (bizde ise devletin partilere verdiği parasal destek bu israfı tetikliyor), sokakta, çevrede, lokallerde, meydanlarda, trafikte, TV’lerde bütün yaşamın normal seyrettiğini, insanları rahatsız eden hiçbir nahoş agresif durumun olmadığını söylüyor gurbetçilerimiz.

SİYASET SOLUMAK

Ülkemizde ise bunu anlatmaya gerek yok, adeta oksijen solur gibi her dakika siyaset soluyoruz. Bu tansiyonu hiçbir ülke ve insan kaldıramaz. Nitekim kaldıramıyoruz. Öyle anormal yükleniyoruz ki, kimse kimsenin bir iki kelimelik düşüncesine ne saygı duyuyor ve ne de duymak istiyor. İyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yalan, sevap-günah, hak- hukuk..vb. tüm inancımız ve itikadımız büyük bir dejenerasyona uğramıştır. Toplum top yekün S.O.S veriyor. Bunu görmek için lütfen Cezaevlerine gidip bakınız. Ben bir vesileyle tutuklularla buluştum; nasıl insanların su içer gibi suç işlediklerini görebilirsiniz. İşlenen suçların büyük bir kısmı da eskiden görülmeyen, bilinmeyen, örf-adetlerimizle bağdaşmayan suçlardır. Adeta bir millet kültürüyle birlikte yok oluyor.

Bu tablodan elbette birçok kesimin etkisi var; fakat en büyük müsebbip de bence SİYASİLERİMİZDİR. Kendi şahsi ikbal ve menfaatleri uğruna bir milleti değerleriyle birlikte kullanmakta hiçbir beis görmüyorlar. Devletin ikbaline konmak için her yol mübah diyerek, helal-haram demeden bütün fiiller işleniyor. Ne yazık ki, bunu bilmesine rağmen insanlarımız da bunlarla karşılaştığında ikiyüzlü davranıp, (yalancı) saygı ve hürmetlerle, siyasilerimizi de bu amansız koltuk hastalığına daha da itiyor ve adeta ateşine odun taşıyorlar. Böyle bir siyasetten Allah’a sığınırız.

İnanıyorum ki, siyasetten yepyeni bir döneme ve anlayışa geçiyoruz. Daha medeni ve daha şeffaf ve demokratik bir siyasi dönem bizi bekliyor. Bunu başardığımız an, İslam dünyasının da talihinin döndüğü an olacaktır. Hayırlısı diyelim.

YORUM EKLE