Düşünce gücünün hayatımızdaki etkisi

Bilinçaltının insan hayatındaki etkisi sandığımızdan çok daha fazla. Belki yıllar önce gördüğümüz, duyduğumuz, yaşadığımız ya da tanık olduğumuz herhangi bir olay, durum, bir an yıllar içindeki seçimlerimizi etkiliyor olabilir. Ve muhtemelen biz bunun farkında bile olamıyoruz. Beyin o kadar güçlü bir mekanizma ki başaramayacağı hiçbir şey yok. Büyüklerin eskiden söyledikleri bir laf vardır: “Bir şeyi 40 kere söylersen olur” derler. İşte tam olarak böyle...

Bir şeyi tekrar etmek, düşünmek ve gerçekten istemek, istediğimiz şeye giden yolları açan bir basamaktır. Çok istemek tabi ki tek başına yeterli değil. Ama çok ister ve hayal edersek, beyin buna yoğunlaşıyor ve eninde sonunda insan istediğine ulaşıyor.

Bir anı çok düşünmek ve hayal etmek de böyle. Eğer gerçekten çok ister ve hayal ederseniz, bir gün büyük ihtimalle o anı yaşıyorsunuz. Beyin bilinçaltında o anı saklı tutuyor ve siz buna yönelik hareketleri çoğu zaman istem dışı yapıyorsunuz. Yani düşünce gücü, sandığımızdan çok daha etkili bir faktör. Yapılan birçok bilimsel araştırmada ve deneyde, düşünce gücünün önemi kanıtlanmıştır. Örneğin: baş ağrısı çeken bir insana çok güçlü bir ağrı kesici olduğu söylenerek verilen küçük bir şeker, sıra dışı ama baş ağrısına tamamı ile yok edebilir. Çünkü; şeker yutan kişi kuvvetli bir ağrı kesici yuttuğuna inanmaktadır. Dolayısıyla beyin, inanç faktörüyle ağrıyı tamamen ortadan kaldırır. Fiilen harekete geçmeden önce, beyni yapılacak işe odaklamak, bunu gerçekten istemek, inanmak, aslında o işin yüzde seksenini başarmak demektir. Daha sonrasında aşama aşama hedefe ulaşılabilir.

“İnsanın beyin gücü öyle muhteşem bir güçtür ki, onu kullanarak isterse kişi kendini felç edebilir, komaya sokabilir, kendini imha edebilir veya kanseri yenebilir.” Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz bu tezine şöyle bir örnek veriyor: Et taşımaya yarayan soğutuculu bir tren, temizlenmek için bir istasyonda duruyor. İşçiler vagonları temizlemeye başlıyor. İşçinin biri bir vagonu temizlerken, diğer işçi o vagonu boş sanıp kapısını dışarıdan kapatıyor. Biraz sonra tren hareket ediyor ve bir durak sonra et almak üzere bir istasyonda duruyor. Kapalı kalan işçinin olduğu vagon kapısı açıldığında işçinin donarak öldüğü görülüyor. Fakat bir bakılıyor ki vagonun ısısı normal ısıda. Yani dondurucuya geçirilmemiş. Ama kapalı kalan işçi bunu bilmediği, donarak öleceğini sandığı için beyin aynen donmanın şartlarını hazırlayarak, donmanın tüm belirtilerini göstererek, vücudunu buna uydurup ölüme sebep oluyor.

Bu inanılmaz gücün maalesef ki bir çoğumuz farkında bile değiliz. Beynimizin sadece yüzde onunu kullandığımıza dair çok yaygın bir algı var. Düşünsenize insan beyninin yüzde yüz kapasiteyle çalışması insanlığı nasıl bir noktaya getirebilir.

O halde insan düşünmeli, kendindeki gücü fark etmeli, başarmak için önündeki tek engelin yine kendisi olduğunu görmeli, harekete geçmeli...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatma türkeş
Fatma türkeş - 2 hafta Önce

Saracım Çok önemli bir konuya değinmişsin seni tebrik ediyorum aynen de yazdığın gibi