“Bağımlılık Mücadele Bakanlığı kurulmalı” (İHH Genel Başkan Yardımcısı Osman Atalay’la özel röportaj)

İHH İnsani Yardım Vakfı, Genel Başkan Yardımcısı Osman Atalay’la, vakfın bağımlılıkla mücadele konusunda gerçekleştirdiği çalışmaları konuştuk. Bağımlılığın pek çok çeşidinin bulunduğunu tek noktadan mücadelenin gerektiğini belirten Atalay, “Bağımlılıkla Mücadele Bakanlığı bir an evvel kurulmalıdır” dedi.

“Bağımlılık Mücadele Bakanlığı kurulmalı” (İHH Genel Başkan Yardımcısı Osman Atalay’la özel röportaj)

Sancak Gazetesi adına Ali Mollasalih'in İHH İnsani Yardım Vakfı, Genel Başkan Yardımcısı Osman Atalay’la gerçekleştirdiği röportaj:

İHH İnsani Yardım Vakfı’nın bağımlılıkla mücadele serüveninden bahseder misiniz? Bu mücadelede nasıl çıktınız yola?

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak bizlere bağışçılarımızdan gelen tavsiye ve telkinler oldu. “İHH olarak bağımlılıkla mücadele konusunda bir farkındalık çalışması yapmalısınız” şeklinde teklifler aldık. Bu teklifleri de bize aile bireyleri ve yakın çevresi uyuşturucuya bulaşmış insanlar getirdi. Türkiye’de gençler arasında ciddi bir uyuşturucu bağımlılığı problemi var gerçekten. Bunun üzerine biz de yönetim kurulu olarak oturduk ve karar aldık. Bu meseleyi araştırdık. AMATEM’leri, özel hastanelerin bağımlılık tedavi merkezlerini ziyaret ettik. Çocukları ya da aile fertleri uyuşturucu bağımlısı olan kişilerle görüştük. Yaklaşık bir yıl boyunca bu şekilde araştırmalar içinde olduk. Daha sonra da ‘Mahallene ve Okuluna Sahip Çık. Uyuşturucuya Hayır!’ konseptiyle konferanslar düzenlemeye karar verdik. Bu konferansların ilkini bu yıl 11 Ocak’ta Trabzon’da gerçekleştirdik. Bu gün itibariyle 24 ilimizde konferanslar gerçekleşti. Hedefimiz 35 il. Konferanslarımızda bize il sağlık müdürleri, milli eğitim müdürleri, öğretmenler, sağlıkçılar, imamlar, vaizler, muhtarlar ve sivil toplum örgütleri de eşlik ediyor. İHH’dan da Proje Koordinatörü olarak ben oluyorum.

Mücadele yalnızca uyuşturucudan mı ibaret?

Türkiye’deki bağımlılıkları 5 başlık altında toplayabiliriz. Bunlar tütün, alkol, uyuşturucu maddeler, kumar ve teknoloji bağımlılıkları. Bunlar, özellikle genç kuşağı hedef alıyor. Türkiye’deki 80 milyon nüfusun yaklaşık 22 milyonu genç ve çocuk.

Bir genç neden uyuşturucu madde kullanmaya başlar?

Bunun nedenlerine baktığımızda bağımlıların %41’i bu maddeye arkadaş çevresi aracılığıyla bulaşmış. Özellikle ergenlik çağında arkadaş çevresi çok önemli. Arkadaş çevresini %26 gibi bir oranla merak faktörü izliyor. %13 gibi bir oran kişinin psikolojik problemlerini bağımlılık sebebi olarak görüyoruz. %10 gibi bir oranda aile faktörünün önemli olduğunu görüyoruz. Ailede, anne ya da babanın ölmesi, ya da ebeveynlerin boşanması ve o süreçteki sorunlarını çocuklara yansıtması gibi nedenler çok etkili oluyor.

BOŞLUK DUYGUSU HER ŞEYİ YAPTIRIR

Gençlerin çoğu boşlukta. Hayatlarındaki o boşlukları doldurabilecekleri bir arayış içindiler. Eğer bu arayış doğru bir mecra bulamazsa uyuşturucu, alkol ve kumar gibi alışkanlıklar devreye giriyor. Boşluk duygusu insana her şeyi yaptırır. Diyanet, hocalar ve vaizler bu meseleye daha çok önem vermeli diye düşünüyoruz. Devlet, uyuşturucu ve bağımlılıkla alakalı olarak topyekûn bir mücadele başlattı. Fakat asıl seferberlik mahallede başlar. Belediye, okul, cami ve emniyet her mahallede var sonuçta. Burada yapılması gereken en önemli şey, kurumlarla sivil toplum örgütlerinin arasındaki koordinasyonun güçlenmesi.

Peki kumar bağımlılığıyla mücadelede ne durumdayız? Çünkü baktığınız zaman şans oyunu adı altındaki kumar çeşitleri yasal durumda.

Bizim bu mücadelede en zayıf noktamız şu: Uyuşturucu hariç; alkol, tütün, kumar ve teknoloji gibi dört bağımlılık türü yasal arzda. Bizzat devletin yasal arzında. At yarışları, futbol maç sonuçlarının tahminine dayalı şans oyunları, lotolar, internetten oynanan bahisler… Bunlar konusunda devletin engelleyici bir tutumu yok! Çocuklar ve gençler maç sonuçları konusunda iddiaya girilen şans oyunları oynuyorlar, ama aslında bunlar oyun değil, kumar. Bunların yasal olarak serbest olması hem sıkıntı hem çelişki.

Tekrar uyuşturucuya dönelim. Türkiye özellikle son dönemlerde uyuşturucuyla mücadeleyi artırdı. Rakamlarla uyuşturucuyla mücadeleden bahseder misiniz?

Cezaevlerindeki mahkûmların çok büyük bir bölümü uyuşturucu ve hırsızlıktan dolayı yatıyor. Tutuklu ve hükümlülerin %35’i madde kullanımı, satışı ve hırsızlık nedeniyle ceza evinde. (Uyuşturucu ile suç iç içedir) Bu sayı, terörden yatanlardan daha fazla. Uyuşturucuda mücadele 2 şey var. 1) Maddeye bulaşmış, bağımlı olmuş bireylerin tedavi edilmesi ve tedavi sonrası psiko-sosyal rehabilitasyon süreci. Bağımlılıkla mücadelede tedaviye öncelik veriliyor. Her ilde AMATEM’ler (Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri) açılıyor. Şu an Türkiye’de 23 tanesi yatarak, 26 tanesi de de ayakta tedavi yöntemleri uygulayan AMATEM var. 4 Tane de ÇAMATEM olarak bilinen çocuk tedavi merkezi var. Yani toplamda 53 tane alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezi var ama tüm bunlar bağımlılıkla mücadele için yeterli değil.

AMATEM gibi bağımlılıkla mücadele eden kuruluşlar yeterli değil ve bağımlıların taleplerine tam olarak cevap veremiyor. Neden?

Çünkü buralara giden insanlar vücutları maddeden arındıktan sonra taburcu ediliyorlar. Yapılan araştırmalara göre AMATEM’lerde tedavi gören bağımlıların birçoğu taburcu olduktan kısa bir süre sonra madde kullanmaya tekrar başlıyorlar. Bağımlının sosyal çevresini değiştirmeden ya da ona uğraşabileceği bir iş imkânı sağlamadan bağımlılıktan tamamen kurtarılması neredeyse imkânsız. Öte yandan, AMATEM’e gelen bağımlılara ilaçla tedavi uygulanıyor, böyle olunca ne oluyor? Bağımlı kişi bu kez de o ilaçlara bağımlı oluyor. Yani yasa dışı olandan yasal maddeye geçiş yapmış oluyor.

Türkiye’nin birçok noktasında etkinlikler yaptınız, ciddi gözlemleriniz oluştu. Son olarak ne söylemek istersiniz?

Uyuşturucu, alkol, kumar, teknoloji ve sigara bağımlılığı, 2012 yılından itibaren toplumun ve hükümetin ortak kaygısı haline geldi. Özellikle uyuşturucu ve uyarıcı sentetik, kimyasal birçok zehirli maddeler, mantar gibi Türkiye’nin hemen hemen bütün illerine gitmeye çalışıyor. 1990’lı ve 2000’li yılların başında Türkiye’nin 15-20 ilinde görülen uyuşturucu vakaları bugün 60 ilimize yayılmış durumdadır. Her gün yeni bir uyuşturucu maddesi ile tanışıyoruz. AMATEM’ler, hastanelerimiz maalesef tedavi noktasında şimdilik yetersiz. Hükümetin aldığı yeni kararlar umut verici olmakla birlikte sorunlarımız mevcut alınan kararlarla kısa vadede çözülecek gibi görülmüyor. 13 Kasım 2014’te oluşturulan Uyuşturucu ile Mücadele Yüksek Kurulu, gençleri ve insanları tehdit eden uyuşturucu ile mücadele konusunda ciddi adımlar atılmasını sağladı. Hükümetin, Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu oluşturulduktan sonra 2018-2023 Uyuşturucu ile Mücadele Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile beş yıllık strateji, belgeler hazırlamış olacak. Bu belgelerle ilgili olarak 12 bakanlık ve ilgili kuruluşlar, teknik seviyede çok ciddi çalışmalar yapmaya başladı. Büyük şehirlerimiz ve Anadolu’da uyuşturucu alkol ve kumar çok yaygın vaziyette bağımlılık, hastalık boyutunda ilerliyor. Biz bu mücadeleyi çok daha ciddi boyutlarda topluma, sokağa dokunarak ele almak zorundayız. 2013-2014 -2018 yıllarından beri yapılan çalışmalar takdire şayan olmakla birlikte uyuşturucu ile mücadele birçok bakanlığın bir araya geldiği çatıdan ziyade tek yeni bir bakanlık ile yürütülmelidir. ‘Bağımlılıkla Mücadele Bakanlığı’ bir an evvel kurulmalıdır.

Bizim çok genç bir nüfusumuz var, 80 milyon nüfusumuzun yüzde 75’i 35 yaş altında, yüzde 50’si ise 25 yaş altındadır. Bizim sorunumuz sadece uyuşturucu bağımlılığı değil, alkol, kumar ve teknoloji bağımlılığıdır. Bu bağımlılıklar tedavi edilmesi gereken bir noktaya doğru gitmektedir. Ortalama günde 4 saat televizyon ve 2 saat 59 dakika cep telefonuna bağımlılık vakamız var. Bu büyüyen sorunumuzu Bağımlılık ile Mücadele Yüksek Kurulu ile çözmemiz zor gibi görülüyor. Çok yönlü bağımlılık sorunumuzu bir bakanlık ile çözebiliriz. Lakin uyuşturucunun Batı’ya giden güzergahında Afganistan, İran, Türkiye ve Balkanlar bir köprü vazifesi görüyor. Ayrıca 2016 yılının uyuşturucu cirosunun 1,3 trilyon dolar olduğunu hatırlamakta fayda var. Dünyada silah ve petrolden sonra uyuşturucu en önemli ticaret kalemi haline gelmiştir. 2014 yılından itibaren uyuşturucu, alkol, kumar, teknoloji ve sigara bağımlılığının, toplumun tüm yaş gruplarını ciddi boyutlarda etkisi altına aldığını görüyoruz.

Özellikle ölümcül, sentetik, kimyasal uyuşturucu maddelerinin kullanımı her geçen gün artarken, tedavi olmak isteyen insanların tedavi ve sonrası, hayata geri dönüş vakaları daha büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Gençler arasında alkol ve kumarın son 5 yılda çok ciddi boyutlara vardığı tartışılırken, teknoloji bağımlılığı ise toplumun geleceğini psikolojik ve kültürel anlamda en çok tehdit eden sorunumuzdur. Burada sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve meslek örgütleriyle güç ve iş birlikteliğinin sağlanması çok önemli. Bağımlılıkla mücadelenin sadece AMATEM ve Yeşilay hizmeti ile başarılı olamayacağını, ailelere ve okula büyük sorumluluk düştüğünü unutmayalım.  Ailelerin ve öğretmenlerimizin, çocukların madde kullanımına başlamamaları için bulundukları ortama çok dikkat etmeleri, arkadaş çevrelerini iyi tanımaları gerekiyor. Hiç kimse “Benim çocuğum bu işe bulaşmaz” dememeli. Aile ve öğretmen bunu bir hastalık olarak görüp birlikte çözüm için beraber yol almaya karar verebilirse başarı sağlanabilir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner11