Kamuoyunun sesi: Onur Karaduman (Ali Mollasalih ile Farklı Sohbetler)

Malumunuz olduğu üzere son dönemlerde ülkemizin gündemi oldukça yoğun. Hal böyle olunca her kafadan bir ses çıkıyor. İşte bu sesleri de Onur Karaduman ve ekibi ayıklayarak, kamuoyundan edindiği bilgileri yine kamuoyuna sunuyor.

Kamuoyunun sesi: Onur Karaduman (Ali Mollasalih ile Farklı Sohbetler)

Onur Bey, Bursa kamuoyu sizi birkaç yıl önce yerel medyadaki köşe yazılarınızla tanımaya başladı, sonrasında ise özellikle seçim ve referandum anketleri ve saha araştırmaları ile öne çıktınız. Öncelikle sizi kendi cümlelerinizle tanıyalım isterseniz, kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Teşekkür ederim Sayın Ali Mollasalih… Söylediğiniz gibi medyada yer alma sürecim son dört beş yıl olsa da araştırma sektöründeki serüvenim on sene evveline dayanıyor.

2008 yılında 5S Araştırma şirketini kurarak iş hayatına atıldım. 2012’de kısa süreli bir ortaklık deneyimi sonrasında ise 2013’te isim değişikliğine giderek Referans Araştırma Şirketi olarak yola devam ediyoruz. On yıldan beri şirket olarak müşterilerimize araştırma, danışmanlık ve eğitim alanlarında hizmet veriyoruz.

Müşteriler, derken? Ağırlıklı olarak hizmet verdiğiniz alanlar neler?

On yıl önce başladığımızda, anketlerle kamuoyu nabzını tutmak isteyen her türlü firmaya hizmet verme prensibiyle yola çıkmıştık. Bu kapsamda kurumsal tanınırlığını sorgulamak isteyen, pazar araştırmalarıyla tüketici ve vatandaş profilini analiz eden, kendi sektöründeki diğer markalarla kendi markası arasında pastadan aldığı payı merak eden değişik firmalara hizmet verdik. Tabii marka dendiğinde aklınıza sadece tüketim sektörü gelmesin, kurumlar da, siyasi partiler de, hatta kişiler de marka değeri olan potansiyellerdir.

Hangileri ağır bastı peki?

Son söyleyeceğimi baştan söyleyecek olursam, son dönemlerde ağırlıklı olarak siyasi araştırmalar yapmamızdan belli olmuyor mu ağır basan taraf? (Gülüyor)

Yani bunu söylerken, halimden pek de şikâyetçi olmadığımı da itiraf edeyim, ama on yıl önce araştırma sektörüne girdiğimde şirketimizin hedef kitlesi farklıydı. Belki biraz romantik bulabilirsiniz ama “marka değeri”, “yoğun rekabet ortamında markaların istikrarı”, “marka genişleme stratejileri” gibi tüketim sektörüne yönelik çalışmalar yapmayı bekliyorduk.

Olmadı mı?

Oldu tabii ki… Gerek üretim sektöründen, gerekse perakende sektöründen çok güzel çalışmalar yaptığımız şirketler oldu. Fakat maalesef bu sektörlerdeki firmaların pek çoğu kamuoyu araştırmalarının, tüketici eğilimlerinin bilinmesinin öneminin çok da farkında değil… Aradığımızı bulamadık diyemem, fakat siyaset ve siyasetle ilintili kurumlar ile yerel yönetimlerin kamuoyu araştırmalarına ilgisine kıyasla daha düşük yoğunluklu kaldı.

Siz de bunun üzerine sektör mü değiştirdiniz?

Sektör değiştirme kavramını kabul etmiyorum diyelim. (Gülüşmeler) Aslında ilk başladığımız günlerden beri siyasi partiler de, yerel yönetimler de hedef kitlemizin içindeydi ve o sektörlerde de çalışmalarımız vardı. Öte yandan, marka çalışmaları ya da müşteri hedef kitlesi kapsamında şirketimize talepte bulunacak firmalara da kapımız her zaman açık… Fakat son dönemde müşteri profilimiz siyasi partiler ve yerel yönetimler ağırlıklı olunca ister istemez bu alanda yoğunlaştık.

Burada şunu da göz ardı etmemek gerekir, sektörde olduğumuz on sene içerisinde 2009 yerel seçimlerinden itibaren iki yerel seçim, üç genel seçim, iki referandum ve bir de cumhurbaşkanlığı seçimi yaşandı. Dokuz senede sekiz defa sandığa gidildi!

Bizim halkımız genel yapısı itibariyle siyasetle çok ilgili! Avrupa ülkeleriyle mukayese edilirse, oy kullanma oranlarından politikanın kamuoyu gündemine yansıma derecesine kadar, çok farklıyız.

Bu yüzden mi kamuoyu anketleri ve siyasi araştırmalar bu kadar fazla?

Birinci sebep bu… En az onun kadar önemli olduğunu düşündüğüm ikinci sebep ise Recep Tayyip Erdoğan faktörü. Sayın Cumhurbaşkanımız, İstanbul Belediye Başkanı olduğu dönemden, hatta onun biraz evvelinden itibaren, girdiği her seçim döneminde, hatta seçim olmayan dönemlerde bile, halkın nabzını tutmak amacıyla kamuoyu araştırmalarına ve anketlere büyük önem verdi. Kamuoyu araştırmalarından aldığı verilerle ve bilgilerle gelecek projeksiyonlarını güncelledi. Siyasi başarısının arkasında yatan en önemli faktör bu çalışmalardı. Tabii onun bu kadar önem vermesi, hem kendi partisindeki siyasetçilerin hem de başka partilerdeki siyasetçilerin dikkatlerini bu alana çekti.

Ülkenin son yirmi yıla yakın süresine damga vurmuş bir Recep Tayyip Erdoğan faktörü var yani…

Aslında kamuoyu araştırmaları ve anketleri rahmetli Özal dönemiyle başladı daha geniş bir perspektiften bakarsak… Turgut Özal iş dünyasında bunun önemini görmüştü. Çok fazla bilinmez ama Sabancı Holding’e üç yıl Genel Koordinatörlük yapmış ve holding merkezinin Adana’dan İstanbul’a taşınması fikrini ortaya atmış kişi rahmetli Özal’dır. Özel sektörün en önemli verisi olan kamuoyu araştırmalarını da siyaset alanına taşıyan isimdir. Maalesef ondan sonraki yıllarda sadece seçimden seçime yapılmaya başlanan anketler seviyesine indi ve bir kısır döngüye mahkûm oldu. Erdoğan’la birlikte ise tekrar hak ettiği değeri bulmaya başladı.

Genel olarak vatandaş arasında ve medya sektöründe kamuoyu araştırmaları ve anketler sizin dediğiniz önemde algılanmıyor ve basit nabız tutmalar gibi düşünülüyor. Sizse çok daha geniş bir perspektif çiziyor ve çok iddialı şeyler söylüyorsunuz. Biraz daha açar mısınız?

Çok haklısınız Ali Bey, maalesef yapılan çalışmalara konuya derinlemesine vâkıf olmayanların bakışı dediğiniz gibi… Çalışma sistemimizi ve kamuoyu araştırmalarının bilimsel arka planını bilmeyenler, “hemen bir sayfalık anket yapıyorsun, oluveriyor” basitliğinde değerlendirebiliyor ne yazık ki…

Hatta bizimle ilk kez çalışan firma ve kurumlarda “üç günde halledilecek iş” gibi algılayıp haftasına bitecek beklentisi içinde olan yöneticilerle karşılaşıyoruz. Fakat çalışma sürecimizi ve titizliğimizi gördüklerinde, gerek saha araştırması öncesi hazırlıklarımıza, gerekse de sahadan gelen verilerin uzun uzun nasıl analiz edildiğine şahit olduklarında fikirleri değişiyor ve sağlıklı bir araştırmanın ne kadar emek yoğun bir çalışma olduğunu anlıyorlar.

Dışarıdan görüldüğü gibi değil diyorsunuz yani!

Aynen öyle! Örneklem çalışmaları var mesela, Saha çalışmaları öncesi kurgunuzu sağlam yapar, hedef grubunuzu doğru tespit eder, nerelerden, kimlerden, hangi mahallelerden veri toplayacağınızı doğru planlarsanız, çok küçük örneklem grupları ile bile çok doğru sonuçlar elde edebilirsiniz. Aksi takdirde binlerce, on binlerce kişilik anketler yapar, ama sonuçta çuvallarsınız!

En son Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi referandumunu Bursa’da en yakın tahmin eden firma olarak çuvallamadığınıza göre kurgularınız ve hedef gruplarınız sağlam. (karşılıklı gülüşmeler)

Çok teşekkür ederim. Referans Araştırma Şirketi olarak son referandum sonuçlarını neredeyse virgülüne kadar doğru tahmin ettik. Bursa’nın sosyopolitik ve sosyoekonomik demografi haritalarını çıkarıyoruz her çalışmada… Hangi ilçede hangi mahalleler o ilçenin eğilimiyle koşut gidiyor, buna bakıyoruz. Bu da dinamik bir süreç, yani şu mahalle ilçe sonuçlarıyla uyumlu, hep oraya bakalım demiyoruz, her çalışmada veri tabanlarımızı güncelliyoruz. Yıllardan beri bu çalışmaları yaptığımız için de ciddi bir veri bankamız oluştu.

Öte yandan, sözü gelmişken sahaya çıkan anketör arkadaşlarımıza da sizin vesilenizle teşekkür etmek isterim. Doğru sonuçlara ulaşabilmek için sürekli hizmet içi eğitimlerle arkadaşlarımızı yetkinleştiriyoruz. Sağ olsunlar, onlar da Referans Araştırma’yı sahada en iyi şekilde temsil ederek sağlıklı bilgiler toplamayı başarıyorlar.

“Marifet iltifata tâbidir” derler, başarınızın karşılığında beklediğiniz iltifatı bulabiliyor musunuz peki?

O zaman, teşekkür etmek istediğim bir başka paydaşımız olan müşterilerimize de burada teşekkür etmeyi ihmal etmeyeyim. Bizimle ilk çalıştıklarında, birbirimizi tanıma aşamasında iki taraf da zorlanıyor. Fakat sonuç raporlarımızı sunduğumuzda onların da neticeden mutmain olduklarını gözlemliyoruz. Zaten bir kere çalışmaya başladığımız kurumla daha sonra da devam etmemizden anlaşılıyor ki, emeğimiz takdir görüyor. Yani sizin deyiminizle, marifetimiz iltifata mazhar oluyor.

Biraz da sıcak gündemi konuşalım. Önümüzde yaklaşık bir sene sonra yapılacak Yerel Seçimler var, hemen arkasından da ondan sekiz ay sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Genel Seçimler olacak. Bu konuda çalışmalar var mı?

 O yönüyle bakacak olursanız, bizde gündem hiç bitmiyor! Eğer bir siyasi parti seçime iki ay kala anket yaptıracak olursa, bu sadece seçimde ne kadar oy alacağını biraz önceden öğrenmesine yarar. Basiretli yöneticiler ise en az bir yıl öncesinden anket yaptırır!

Müşterilerimize altını çize çize anlattığımız konu şu: “Biz size anket yapmıyoruz, kamuoyu araştırması yaparak hem mevcut oy durumunuzu, hem de olası potansiyellerinizi analiz ediyoruz!” Yaptığımız çalışmalarla o partiye oy veren ya da oy verme potansiyelinde olan seçmen profilini analiz ediyoruz. Hassasiyetlerini, nelerden memnun olduklarını, nelerden rahatsızlık duyduklarını, neler yapılırsa o partiye oy verebileceklerini tespit ediyor, bu neticelerle de seçim çalışmalarındaki yol haritalarını belirlemelerine yardımcı olmaya gayret ediyoruz.

Yerel yönetimlerle ilgili çalışmalarımız daha da kapsamlı ve detay çalışmalar içeriyor. Yerel yönetimler halkla daha da iç içe, yaptıkları her icraat sokaktaki vatandaşın günlük hayatını etkiliyor. Ya hayatını daha kolaylaştırıp mutluluğuna katkı sağlıyor, ya da mutsuz ve öfkeli olmasına yol açıyor.

Bu nedenle, yerel yönetimlerle olan çalışmalarımız daha da uzun soluklu oluyor. Bir belediye seçime aylar yıllar varken sokağın nabzını tutabilirse, kısa orta ve uzun vadeli planlarını daha sağlıklı yapıyor, başarılı belediye oluyor. Bunu yapabilmek için de her 3 ilâ 6 ayda bir saha araştırması yapmalarını öneriyoruz. Sokağın nabzını tutamayanlarsa, farklı platformlarda aldıkları ödülleri sergileyerek hem kendilerini hem de vatandaşı başarılı olduklarına inandırmaya çalışıyor.

Son sözlerinizi söylerken yüzünüzdeki müstehzi ifade gözümüzden kaçmadı. Neden alaycı bir tavırla bunu söylediğinizi de açar mısınız?

Estağfurullah… Alaycı olmak için söylemiyorum ama argo tabiriyle vatandaş artık bunları yemiyor! Hatta ekseriyetle daha da kızarak, “Ey belediye! Sen en … ödülü aldığını söylüyon ama ben burada yaşayan vatandaş olarak kendimi hiç de öyle hissetmiyom!” deyip isyan ediyor. Yerel yönetimler, az önce de söylediğim gibi her yaptıklarıyla halka dokunan icraatlar ortaya koyuyor. Ama bu dokunuşların huzur verici mi, yoksa rahatsızlık verici mi olduğu önemli!

Yerel yönetimlerin ödül alması tabii ki güzel… Ama o alınan ödül, halkın o konuda hissettikleri ile örtüşmüyorsa hiçbir anlamı yok, bilakis öfke uyandırıyor. Az önce sizin “müstehzi” dediğiniz acı tebessümümün sebebi buydu. Bilboardlara asılan ödül fotoğrafları yüzünden söylenen sözleri duymak isteyenler halk otobüslerine ve minibüslere binerek canlı şahitlik yapabilir.

Son olarak, kamuoyunun gündemi ve genel seçimlere ilişkin neler söylemek istersiniz?

Şu anda gündemle ilgili çok detaylı bir anket çalışmasına başladık. Anketör arkadaşlarımız sahada çalışmaya başladılar. Siyasi ittifaklardan Afrin’e, trafik sorunundan dış politikaya, terör örgütlerinden ekonomiye ve cinsel istismar haberlerine kadar birçok konuyu halka soruyoruz. Çok yakında elde ettiğimiz sonuçları kamuoyu ile paylaşacağız.

Teşekkür ediyor, şimdiden bizimle de paylaşmanızı talep ediyoruz.

Güncelleme Tarihi: 11 Nisan 2018, 13:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner11