Acıların tek sebebi batı

Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM)önemli bir projeye daha imza attı.

Acıların tek sebebi batı

BYEGM’nin desteğiyle Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) tarafından, göç olgusu ve mülteci algısının topluma doğru bir şekilde aktarılması amacıyla“Basın Mensupları için Göç ve Mülteci Konularında Bilgi ve Farkındalık Semineri” düzenlendi. 5 hafta süreyle 700 basın mensubuna yönelik planlanan seminerlerin ilki Antalya’da gerçekleştirildi. Yaklaşık 160 gazetecinin katıldığı programda başta İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü olmak üzere Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, UNICEF, Uluslararası Göç Örgütü ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu yetkilileri, göç ve mülteci konularında basın mensuplarına istatistiki bilgiler verdi.

“CUMHURBAŞKANIMIZ DÜNYA MARKASI”

Seminerin açılışında konuşan BYEGM Genel Müdürü Mehmet Akarca, Batılı ülkeler arasındaki enerji kaynaklarını kapma mücadelesinin savaşlara, yıkımlara ve göçlere neden olduğunu belirtti. Dünyanın önümüzdeki yıllarda en önemli sorunlarından birinin mülteciler olacağını kaydeden Akarca, “Gün geçtikçe mültecilerin hakları, hukukları, ileride onların durumlarının ne olacağı ve sınırların nasıl belirleneceği konuları son derece önem arz etmeye başladı” dedi. Her ülkenin farklı özellikleriyle anıldığını, Türkiye’nin de günümüzde birçok markasının olduğunu söyleyen Akarca, “Özellikle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, dünyada bir marka oldu. Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda söylediği ‘Dünya beşten büyüktür’ sözü bugün birçok Batı ülkesinde önemli platformlarda dile getiriliyor” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE MAZLUM İNSANLARIN YANINDA

Türkiye’nin en önemli özelliklerinden birinin misafirperverliği olduğuna dikkati çeken Mehmet Akarca, bunun sadece son dönemlerde değil, Osmanlı Devleti döneminden bu yana süre geldiğini vurguladı.  Akarca, “Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda Hitler’in mezaliminden kaçan yaklaşık 500 Yahudi Türkiye’ye sığınmış.Daha sonra Doğu Türkistan’dan 5 uçak dolusu insan Türkiye gelmiş. Yine Bulgaristan’da TodorJivkov döneminde uygulanan asimilasyon politikasından kaçan 300 bin kişi ülkemize iltica etti. Hemen ardından Saddam Hüseyin’in Halepçe’de kimyasal gaz kullanarak insanları öldürmesi üzerine yaklaşık olarak 500 bin Kürt, Arap, Türkmen yine bize sığındı. Günümüzde de yaklaşık 3 milyon 250 bin Suriyeli, 250 bin civarında da Irak, İran ve diğer bölge ülkelerden gelip Türkiye’ye sığınanlar var” diye konuştu.

“SINIRLARI KAPATSAYDIK AVRUPA BATARDI”

Mülteciler için Türkiye’nin 30 milyar doların üzerinde harcama yaptığına dikkat çeken BYEGM Genel Müdürü Mehmet Akarca, “Dünyada hiçbir ülke bunu yapamıyor. Kanada bile sadece 300 Suriyeli göçmen aldı. Kanada başbakanı da yanına aldığı birkaç kişiyle poz verdi ve bu görüntüleri dünya medyasına servis ettiler. Türkiye’nin bu faaliyetleri, tüm çabamıza rağmen daha dünyada tam olarak hak ettiği yeri bulabilmiş değil” dedi. Akarca şunları söyledi: “Türkiye bu mültecilere kucağını açmasaydı, Türkiye bu mültecilere ‘buyurun kardeşim bu ülkeden gidin’ deseydi, tel örgülerle sınırlarını kapatsaydı, kimse giremeseydi, bugün Avrupa ekonomisi yerle bir olmuş durumdaydı. Amerika gibi dünyanın en güçlü olduğu var sayılan ülkesi dahi böyle bir sorunla karşı karşıya kalsaydı, çok büyük bir bocalama içerisine girerdi. Hem de bunun üzerine PKK, DAEŞ, FETÖ’cülergibi bir takım örgülerin de ABD’nin başına gelmiş olduğunu varsayarsanız, Amerika’nın ayakta kalmasına bana göre imkân yoktu, yerle bir olurdu.”

"BASIN TARİHE DAMGA VURACAK"

Seminerin açılışında konuşan Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak ise, dünyadaki mülteci sayısına bakıldığında her gün dakikada ortalama 20 kişinin ülkesinden ayrılmak zorunda kaldığını söyledi. Bugün 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük krizin yaşandığını belirten Kavlak, “Dünyadaki mülteci nüfusunda yüzde 85’ini geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkeler misafir ediyor. Bu oranın yarısından fazlasını ise sadece Türkiye, Afganistan ve Güney Sudan barındırıyor. Bu durum bize ortadaki yükün zengin olarak tabir edilen gelişmiş ülkeler tarafından sahiplenilmediğini gösteriyor. Bu nedenle göç konusunu sadece tek bir bakış açısıyla değil, tüm boyutlarıyla ele almak gerekiyor” dedi. Mülteci konusunun toplumdaki algılanış biçimiyle ilgili basın mensuplarına önemli görevler düştüğünü söyledi. Kavlak, “Tarihi sayılabilecek bir dönemden geçtiğimiz şu günlerde basın mensuplarının konuyu işleyiş biçimleri tarihi süreçlere damga vuracak” diye konuştu. 

Güncelleme Tarihi: 00 0000, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER