Adnan Oktar'ın eski kediciği konuştu.. Korkunç örgütün iç yüzü aydınlandı

Adnan Oktar ve grubuna gerçekleştirilen operasyonlardan sonra gözler gruptan daha önce ayrılan Ceylan Özgül ve Ümit Kuruca'ya çevrildi.

Adnan Oktar'ın eski kediciği konuştu.. Korkunç örgütün iç yüzü aydınlandı

Kendisini bir cemaat hocası, bulunduğu grubu bir cemaat olarak lanse eden namı değer Adnan Hoca'nın, aslında bir örgüt lideri olduğu ve bu yapılanmanın israil ve Amerika destekli bir örgüt yapılanması olduğu gün yüzüne çıktı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Adnan Oktar ve grubuna yapılan baskınlarda çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Adnan Oktar  ve yapılanmasından 2017 yılında ayrılan Ceylan Özgül ve Ümit Kuruca örgütün kirli yüzünü anlattı.

Ceylan Özgül, "2006 yılının sonunda örgüte dahil oldum. Üniversite yıllarının sonunda 24-25’li yaşlarda girdim. Örgüt zaman içerisinde evrim geçirdi. Benim girdiğim yıllarda televizyonları yoktu. Şu anda olan kıyafetler, görüntüler ve danslar yoktu. Benim dahil olduğum zaman 'Harun Yahya' ismiyle çıkartılan kitaplar, konferanslar gibi faaliyetler vardı. Bu faaliyetlerin faydalı olduğunu düşündüğüm için, bu şekilde beni kandırdılar" dedi.

Hücre sistemi vardı

"Örgüt içinde ’hücre’ sistemi vardı. Herkes her şeyi bilmez" diyen Özgül, "Zaman içerisinde öğrenirsiniz bilgileri. Vakit geçirmeniz gerekir. Siz sadece kendi hücrenizde yapılan şeyleri öğrenirsiniz. Bana son zamanlarda bazı mahrem bilgiler açılmaya başlandı. Bunlardan bazıları da Türkiye aleyhine yapılan faaliyetlerdi. Bu bilgileri öğrendiğim 2013’te kaçma girişimim oldu. Fakat başarısız oldum. Çünkü benim bulunduğum hücrede kadınlar hapis hayatı yaşarlardı. Doktora bile yanınızda birisi olmadan, gidemezdiniz. Yanınızda gardiyanlar vardır. Doktor sizi kabinde muayene ederken bile yanınızdadırlar. Doktora gideceğim diye hastaneden randevu alıp, kaçmayı denedim. Fakat yakalandım. 2017’ye kadar baskı altında kaldım. 2017’de kaçtım" diye konuştu.

Örgüt içinde Türkiye aleyhine faaliyetler yapılıyordu

Özgül şöyle devam etti:
''Örgütten ayrılma aşamasında beni ilk rahatsız eden Türkiye aleyhine faaliyetlerdi. Amerika’daki çok fazla sayıda düşünce kuruluşuna Türkiye hakkında verilmesi sakıncalı olan bilgiler veriliyordu. Kaçmadan önce Adnan Oktar’la bu konuyla alakalı kavga etmiştim. Bana 'Her şeyi sorgulama. Sana denileni yap’ demişti. Ben örgüt içinde yer alan hücrelerden ’Bacılar’ grubundaydım. Dışarıdan gelen bir kadının ’Bacılar’ grubuna sıfırdan girmesi çok nadir olan bir şeydi. Yeni gelenler genel olarak ’Kız kardeşler’ grubuna dahil oluyorlardı. Yeni gelenler eskilerin yanına çok fazla dahil olmuyorlar. Yeni dahil olanlar erkek arkadaş sistemi ile dahil olmaya başladılar. Burada haremlik, selamlık bir yapı söz konusuydu.''

"7, 10, 14, 17 YAŞINDA TACİZ EDİLEN KIZLAR VARDI"

Örgüt içerisinde küçük çocukları taciz ettiklerini söyleyen Özgül, "Örgütten ayrıldıktan sonra çok sayıda tehdit aldım. Bunun için yargıya başvurarak Adnan Oktar’a karşı uzaklaştırma kararı çıkarttım. Rahatsız olduğum ve kendimi güvende hissetmediğim için. Oktar’ın etrafında sadece silahlı kişiler dolaşıyor. Benim bulunduğum yerlere geldiği için ve bu tip tehditleri olduğu için yargıya başvurdum. Bunun üzerine örgütün bana karşı saldırıları, iftiraları ve itibarsızlaştırma çalışmaları çok daha fazla arttı. Örgütün en çok iç acıtan yaptığı suçlardan bir tanesi; 7, 10, 14, 17 yaşında taciz edilen kızlar vardı. Bunların arasında müşteki olanlar da var. Hiç azımsanmayacak sayıda değiller. Benim gördüğüm kadarıyla bu tacize uğrayanların müşteki sıfatıyla davaya dahil olmasının ardından süreç çok daha hızla hareket etti. Biz gittik yetkililere her şeyi anlattık. Arka planda neler olduğunu bilmiyorduk" dedi.

"AİLENİZİN YANINDAN AYRILMAYIN"

Özgül, gençlerin bu tarz örgütlere karşı dikkatli olmalarını ve ailelerine sırt çevirmemelerini belirterek, "Bu örgüt ve buna benzer diğer örgütlerle alakalı olarak: Aileniz sizi seviyor ve önem veriyor. İnsan genç yaşta ailesini dinlemek istemiyor. Karşısına çıkan bir şeye kendisi karar vermek istiyor. Halbuki deneyim satın alınamayan bir değer. İnsan bazen istemese bile ailesini dinlemesi gerekiyor. Ailenizin yanından ayrılmayın. Onların size sahip çıkmasına izin verin" diye konuştu.

"ÖRGÜT İÇİNDE YAŞI KÜÇÜK, REŞİT OLMAYAN KIZLAR OLDUĞUNU BİLİYORDUM"

13 yıl örgüt içerinde kaldığını belirten Ümit Kuruca ise, "Burada hücre sistemi vardı. Ben en yakınında olmama rağmen, bilmediğim birçok konu vardı. Arabasını kullanıyor, telefonlarına bakıyor, bütün organizasyonlarına bakıyordum. Aynı evde kalıyordum bu adamla. Buna rağmen benim de bilmediğim birçok konu ile karşılaştık. Örgüt içinde yaşı küçük, reşit olmayan kızlar olduğunu biliyordum. Ama daha da fazla olduğunu öğrendik" dedi.

 "YURT DIŞINDAN ÖRGÜTE KARŞI YÜKLÜ MİKTARDA FİNANS SAĞLANIYORDU"

Kuruca, "Örgüt içinde erkekler kısmında bölüm bölüm herkesin faaliyet yaptığı alanlar vardı. Kimisi yurt dışı bağlantılarını kurardı. Örgüte İsrail ve Pentagon tarafından yüklü miktarda paralar gelirdi. Kimi zaman hediye kisvesi altında çok pahalı hediyeler gelirdi. Yurt dışından örgüte karşı yüklü miktarda finans sağlanıyordu. Televizyona sürekli İsrail ve Amerika’dan misafirler gelip, programlara çıkıyordu. Bunların arka planında o kişilerin para karşılığında fikirlerini ülkemizde anlatması yatıyordu" diye konuştu.

Güncelleme Tarihi: 12 Temmuz 2018, 13:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER