Hakiki İletişim

Hakiki iletişim kalben duymakla başlar. Bu yüzden ;

insanları gerçek anlamda tanıyamamak değil, onlara gerçek bir manada tanım olamamak zordur. Çünkü kalben tanışıklık herhangi bir tanıma da gerek duymaz aslında. Çünkü insan o zaman karşısındakini de kendinden bilir. İnsanın mecazen karşısında olan insanlar muhakkak olacaktır ancak bazen karşınıza öyle bir suret çıkar ki âdeta kendi kalbinizle karşılaşırsınız. İşte o duruma bir tanı konulamaz ve insan kendinde de bir an tanımsız kalabilir ancak bir kez daha yürekten kendini tanır. Hayatta insanları tanımak bilmektir. Bilmeyi tanımlayamamak ise onlarda tanımsız kalmaktır. Tanımak, gerçek anlamda bilmekle tamamlanmaktır içimizden birbirimize. Hayatta her şey tanımsız gibi görünebilir bazen. Çünkü neden, nasıl ve niçin öğelerinde kendimiz dahi tanımsız kalabiliriz herhangi bir süreçte. Ve bu tüm derin tanımsızlığın içinde tanım olmak yaşam, tanımak ise; bilmek ve anlamaktır. Kendimizi birbirimizde tanıdıkça anlamlaşır yaşam ve yaşama tamamlandıkça tanımlanır insan. İnsan en başta düşüncedir hayata. içinden anlam olabilmek ise kendi iletişiminin derinliğidir insanın. Gerçek iletişim insanın özüdür daha sonra insanın özü de yaşamda büyür.

Ancak gerçek bir irade ve ifade ile hakiki iletişim yaşanır.

Bir insana kalben inandığınız an; kendinizi yaşayabilme inanırlığınız artar. Çünkü bir insanın verdiği inanç ile kendi inancında bir dönüşümdür insan. Ve sonunda herkes kendi inançlarına göre yücelir. Gerçek bir iletişim her şeyin derinliğini kuşanmakla olur. Kainatı gerçek anlamda hissetmeden bir insanı nasıl hissedebilirsiniz ki? Oysa kainat dürülü bükülü insanın sadrındadır diye ifade eder büyükler. Sığ suları ancak yüzme bilmeyenler geçer. Kâinatı ve insanlığı olduğu gibi kuşanmak; çölde susuz kalıp bir an kalbin ummanlarına ulaşmakla olur. Ve daima dağların zirvesi uçurumlarla iç içedir. Ancak zirveler uçurumun dibinde ve içinde hiç değildir. Hakiki iletişim de öyledir aslında. Sizinle gerçek manada var olan her şey hakiki bir anlam ifade eder daima. Çünkü o sizden öte olmayandır. Biz gölgemizi dahi ardımız da bırakmışsak eğer, suretlere de gölge etmeyiz asla. İnsan kendi varlığını öz hakikatine katıp yol aldıkça aşılamayacak hiçbir şey yoktur. İnsan ne kadar hakikatte varsa, bir o kadar gerçekliğe de bir varlık katar kendinden. Çünkü gerçekte var olan şey asla yokluğu içermez. Zaten yokluk diye bir şey de yoktur. Çünkü her varlık ancak kendi varoluşu kadar, kendi yokluğundan dahi bir varlık katar kendiyle var olabilen her şey için. Işte o zaman kendi gölgeniz bile gölge etmeye başladıysa inancınıza; ardınıza bile dönmeden yön verirsiniz size gölge olan her şeye. Bu gerçek bir idrakta kendinizle olan iletişiminizdir. İnsan bu iletişimde inancının kendini aştığı yerdedir. O zaman inancınızdır sizinle yol alan. İşte o vakit yeryüzü ve gökyüzü birdir. Düşüncenizin ufku, kainata ve insanlığa bir bakış hizasındadır. İşte o bakış hizasına varana kadar nice evrelerden geçer insan. Nice kainat konuşur insanla. İşte o zaman konuşulduğunuz yerde nasıl bir konum oluşturduğunuz önemlidir. Bazılarına konu olursunuz, bazılarının gönlünde daimi bir konuk. Unutmayın! Sizi cümlelerde konuşur, cümle alem kalp diliyle yüreğinize de konuşulur. Önemli olan konuşmak değil, kalben konuşulmaktır zaten. İşte o zaman kimliği bilinmeyen ancak kalben bilinen erbablar vardır. Han olmuş hakiki kalp yolunun hancıları vardır. Yola revan olmuş susuzlar vardır. Kaldırımda oturan hakiki hiçlikte olanları gördüğünde varıyor insan kendi hiçliğine ve hiç kimsesizliğine. Kendi hiçliğin ile göz göze geldiğinde varıyorsun aslında hakiki bir varlığa. Çünkü her şey kendi doğasına tabidir bilirsiniz. İnsan nasıl ki topraktan gelmiştir, görünüşte her toprak aynı gibi dursa da her topraktan çıkan çiçek, bitki ve her türlü mahsul o toprağın içinde oluşan herşey insanın da kendi ruhunun ürünüdür. Her insan mutlaka sonunda kendi kalbinin mahsulune erecektir. Bu yüzden daima ilahi rahmete inanın. Göreceksiniz ki; kalbinizin rengi kainatı kuşatacaktır bir gün. Hakiki iletişim, henüz doğmamış güneş gibi orada bizi bekliyor. Yaşam bu yüzden çoğunlukla gecedir gün yüzüne ermek için. Unutmayın; hayatınız boyunca bir çok el gözyaşınızı silebilir ama çok az kişi kalbiyle gözyaşlarınıza dokunur. Kalbiyle gözyaşlarınıza dokunanlar ise yürekten gülümsetmek için yanınızda var olanlardır daima.

Madde belki birçok şey gerçekleştirebilir ancak maneviyat yalnızca kendimizi gerçekleştirendir.

Sevgiyle Kalın

YORUM EKLE