İnsan Kendi Rızkının Birikimidir

Kendine bir adım atmakla başlıyordu herşey. Insan kendine yürüdükçe hayatıda bir yürürlüğe giriyordu. Insanın durduğu, baktığı ve yol aldığı herşey kendi adımlarından öteyse, olduğu yerde değildir insan olgusundadır herşeyin. O zaman herşeye yönelik bir kavram ınsanın da hayatında bir şey değil; belkide herşeyin ötesinde düşünceye zuhur eden en hakikatli ve en özel şeydir. 'Allah herkesin gönlüne göre versin.' Duası ne hoş bir duadır. Nasibi bulmak ayrı bir nasip , o nasipten hakkıyla nasiplenmek ise ayrı bir nasip işidir. "Ne gelirse kuluna Allahtan gelir. Gelen eğer işinize yararsa nimettir, yaramamışsa hikmettir." Der büyükler.

"O herşeye hakkıyla gücü yetendir." Ve Huve Âlâ Külli Şeyin Kadir." Yaradanın yarattığı herşeyde bir ikaz veya ılahi taktir vardır. Mühim olan görebilmek. Herşeyin iç yüzünü kalben gözlemleriz buyuzden dış yüzümüz aynadır daima birbirimize. Yaşamda bir anda oluveren şeylerde bir türlü olmayan şeylerde hep imtihandır. Şunu öğrenirsiniz ; bazen insan rızkını kazanır bazen de rızık insanı kazanır. ilki olağandır ancak diğerinde insan mutlaka kendini kazanıyordu. Insanın en büyük mülkü karakteridir. Çünkü gönlü geniş insanlar, sadece nefes almaz, nefeste olurlar. Bazen sessiz bir irşad , bazen de çok sesli şad ederler insanı. O noktada bilirsiniz ki; "Allah dilediğine rızkı sayısız verir hesap etmez." Anahtarı Bismillah olana kilit kendiliğinden açılırdı elbet. Eğer Allah size bir kapı açmışsa o eşikte bekleyin. Mutlaka o kapıdan geçmenizide isteyecektir. ışte o ilahi rahmet kapısı, dualarinizin da anahtarıdır. Çünkü duanın rızkı göklerden yücedir.

"Hak tecelli eyleyince her işi asan eder,

Halk eder esbabını bir lahzada ıhsan eder."

"Işlerin en hayırlısı en zor ve sıkıntılı olanıdır." Hadisi Şerif Mealini düşünün. O noktada şu Ayeti Kerim'i hissedersiniz.

"Bütün işler döner dolaşır Allah'a varır." O zaman düşünürsünüz ki; Rızkını kazanmak mı, okumak mı daha etkindir ? Insanın rızkını kazanmasından öte rızkını okumasıda ayrı bir nasiptir. Çünkü o noktada insan kendi öz idrakini kazanıyordu her solukta. Çünkü madde olan herşey maddeyi , manevi olan herşey ise maneviyatı üstleniyordu.

"Dünyadaki tasarruflarda ve yapılan işlerde niyet halis ve salih olduğu zaman o iş ahiret için yapılmış olur. Kim Allah'tan korkarsa Allah ona bir çıkış yolu açar yaratır. Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse O ona yeter." Çünkü "Allah emrini yerine getirendir." Allah herşey için bir ölçü koymuştur. Allahın bize verdiği imtihanlarda sabırlı ve muvaffak olabilirsek yolun sonundaki huzura kavuşuruz. Eğer Allah yolunuzu açarsa hiçkimse o yolu kapatamaz. Unutmayın, düşmanın ne kadar güçlü olduğu önemli değil, kalbinize güç ve zor gelen şeylerdedir sizin asıl gücünüz. Işte o noktada asla yalnız değilsiniz. Çünkü "Her zorlukta muhakkak bir kolaylık vardır." Taşın içinden çiçek çıkaran Allah sizinde nerede başlayıp, nerede biteceğinize de karar kılmıştır elbet. Unutma der Mevlâna ve devam eder ; "Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma bütün kapılar kapansa bile sonunda o kimsenin bilmediği patikalar açar. Her yol kapalı olsada kapısından ayrılma. O sana kimsenin bilmediği gizli kapıyı açar.

Onun kudreti her anda yıldızlardan madenlere yüzlerce tesirler göstermede. Dünyaya rızkı veren Allah' ın nimetlerini anma, zaman yapraklarının arasına gizlenmiştir. Gökyüzünün ışığından ümit kesme ; Allah dilerse bir anda ulaşıverir sana. Altı yönde yolu kapalı olanı ancak altı yönü yaratan kurtarır." Diye belirtir sonunda Mevlana hz. Maneviyat geldiğinde insan kendini bulur, kendini bulan insan ise herşeyi bulur. Bir insan kalbinden hükmedemiyecek duruma getirilirse şayet, o insan hükümsüz değildir. Aksine kalbinde büyük bir devlet hükümeti vardır. Çünkü "Hüküm veren ancak Allah'tır." Ve Allah hükmedenlere bir hüküm yüklerse artık onlar için

hükmedebilecek hiçbirşey yoktur. Çünkü Allah'ın hükmettiği yerde herşey susar. Birbirleriyle iç içe olan insanlar bazen bazılarını yalnız zanneder. Oysaki gerçek birlik ve beraberlik içten içe yalnız olmadığını bilmektir tüm zanlar içinde. Zaten onlar Kuran'ı Kerim'de "Onlar zan

üzeredirler, yalnızca zannederler" diye tabir edilir.

" Çaresizlerin çaresine Ondan başka cevap veren yoktur."

"Biz bu dünyada başıboş bırakılmış ve yalnız değiliz. Sen bu dünyadaki şartlara teslim olmazsan şartlar değişir sana teslim olurlar. Çok çalışır ,çok dua eder ve çok istersen Allah'ın rahmeti tecelli eder. Rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar olur." Diye belirtir Aksemsettin Hz.

En büyük zenginlik insanın taşıdığı hakiki değerlerdir. Insan hakikaten kalbinin zenginliği kadar mutlaka kazanır. Belki sıcak bir dokunuş , içten bir tebessüm ve bir iyilik sizindir. Ve onu sizden kimse alamaz. Ancak sizden olanlara yüreğinizden verdiğiniz yaşama öz bir ifadedir o. Sizi, sizinle bütünleştiren herşey büyük bir değerler bütünüdür. Yaşam bazen o ayrıntılarda hissedilen içtenliktir. Çünkü ayaklarımız gider gelir, ellerimiz alır verir. Ancak yüreğimizden verdiklerimiz varya odur bize gerçekte elimizde kalan ve bizi bize getiren şey.

"Burada ister hor ol, ister üstün. Ölümsüzlükte orada sultanlık ve üstünlükte ."

Kalp yoklamasıda var hayatta. Işte orada varlıkta var yoklukta. Herşey insanın kalbinde. Biz dünyadaki yokluğu varlığımıza üstlenip manen varlığa tercih ettik. Manen bir varlığı dünyadaki tüm varlığa 'zenginliğe' tercih ettik. Bu yuzden öz varlığımızda zengin, maddede ise tüm

yoksunluğumuz. Bu dünyada bırakın herkes yol alsın. Zaten yolu daima ayaklar alır. Sizin yürüdüğünüz şey yollarda değil ki. Sizinle bir yönde olanlar ve daima kalbinize yönelenlerdir. Orada yol yoktur. Herşeye bir yol bulmak vardır kalben bize yol açanlara. Dertlerin içinde Allah'tan bir hayra ulaşmak dünya içinde elimize verilecek bin sadakadan daha değerlidir. Buyuzden derdimiz

dermanımızdır bizim. Kimse bizi düşkün görmesin. Doğrudur biz düşkünüz ancak daima hakikat içinde düşünmeye düşkünüz. "Allah firavuna dünya mülkünü verdi, fakat bir dert vermedi.

Zira dert dünya mülkünden kıymetlidir."

Hz. Pir Mevlâna k.s

Kalbin zenginliği bazen öyle bir bereket sunar ki dünyanın bütün paraları yanında hiç kalır. Çünkü kalbin tek bir

sadakası dünyayı çevirir. Insan nasıl o noktada çevirmez ki kendini ? Hem kainatta insan bir nokta iken. Bazen kalbin noktasına bırakırsınız ne kadar söz varsa dünyada ve bir o kadar bir noktaya, bir sırra ve sükuta susarsınız.

"Biz her musibete ve ihanetlere karşı sabıra ve tahammule karar verdiğimizden , sükut edip Allah'a havale ederek belki bunda da bir hayır var dedik." Işte buyuzden

her şükrettiginde şükründe asıl hakikatine varırdı insan. Unutmayın sizi sizden daha iyi bilen bir Allah var. Bir ol emrine var olan bir insan ancak hakikati bildiği kadar ve kendi hakikatine varabildigi kadar herşeyin duasındadır. Çünkü ; "Hak davanın muarizlari çok, yolları dikenli, düşmanları kavi, dostları vefasız ve imtihanları ağır olur." Buyuzdendir ki ; ne para, ne pul , nede akıl oyunları kurgu ve planlardır. Yaşamda bir gönül kazandınız mı herşeyi kazandınız demektir. Dünyanın bütün zenginliklerini araştırdım, bir gönül kazanmaktan başka bir değer bulamadım. Işte o birikim sizin kalbinizdir. Bugün yaşadığımız sistem şudur; para için çalışanlar, insanlık için çalışanlar. Ilki olağandır herşeyi satar ve birçok şeyi satın alırsınız. Ancak insanlık her kula nasib olmaz. Farklılığı birbirinden ayıran ise yalnızca budur. Buyuzden

Bir ınsanın yaşadıkları inkılabıdır belkide bu bazen bir devrimdir. Çünkü; " Insan gönlünün sıkıntılarıyla bir yere gelir." Ve "Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı yalnızca Allah'ın üzerinedir. Allah o canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekanı bilir. Bunların hepsi apaçık bir kitapta Levh-i Mahfuz'dadır. " Yaşamda daima ne olduğunuza odaklanin. Ne olduğunuzu bir an

unutursanız herşey size vakıf olur elbet. Ne olduğunuzu bilin. Nerede olduğunuzun, neden olduğunuzun ve nerede olacağınızı herşeyi "Ol" emrine verene tabi olun.

"Muhabbetle marifet için yaratıldık. Başka hiçbirşeye ihtiyacımız yoktur. Fakirliğimiz Allah'adır ve O zenginliğimizdir."

Sevgiyle Kalın

YORUM EKLE

banner16