İnsan Ne İle Yaşar?

Günlük hayatın karmaşası debdebesi içinde neleri dert ederiz kendimize, şöyle geriye dönüp bir bakalım.

Geçmişi ve geleceği düşünmekten; o anı, o günü ve o saati yaşamayı es geçeriz.

Her şeyi biriktirmek istiyoruz. Yiyemeyeceğimiz kadar erzak, giyemeyeceğimiz kadar kıyafet, kullanamayacağımız kadar eşya, oturamayacağımız kadar ev, para liste bu şekilde uzar ve gider.

“Gözlerimiz midelerimizden, arzularımız ihtiyaçlarımızdan daha büyük.”

İnsanoğlu üretmekten çok tüketmeye programlanmıştır adeta. “Paranın, eşyanın, malın mülkün yanında zaman tüketir, söz tüketir.” Zamanı tüketir, biriktirdiği bütün güzellikleri velhasıl ömrü tüketir.

Benliğini tüketir. Kendini bitirir ve helak eder.

“Sofraya koyabildiğimiz bir bardak çayın, zeytine, ekmeğe ulaşabilmenin bir zenginlik olduğunu ne zaman fark edeceğiz? “

İşiten bir kulağı, gören bir gözü, tutan bir eli, yürüyen bir ayağı olan ve bunların dahi kıymetini bilmeyen yaratılmışlarız. Bu Organları kaybedince tekini bile yerine koyma imkanlarımız var mı?

Yukarıda saydığımız organların hiç birini para ile alabilme ve tekrar yerine koyabilme gücüne sahip miyiz?

Değiliz tabii ki. Değiliz ve bu kadar aciz ve fakiriz.

Tolstoy’un " İnsan Ne İle Yaşar " adlı kitabında, Çiftçi Pahom’ un hazin ve ibretlik bir öyküsü vardır ;

Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir.

Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar kat ettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der.

“Yoksa bütün hakkını kaybedersin.”

Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir araziyi es geçemez. Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Koşar, koşar, ama kesilir takâti.

Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz…
Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Reis Pahom’un mezarının başında durur şöyle der:

“Bir insana işte bu kadar toprak yeter."

YORUM EKLE

banner11