İsa bile önleyemez!

Batının çöküşünün başladığını daha önce ifade etmiştik. Zaten bu bir İlahi kuraldır. Her çıkışın bir inişi, her zorbanın bir çöküşü vardır. Zaten batıl eninde sonunda yıkılmaya mahkûmdur.

Evet, 200-250 yıllık bir senaryonun sonuna geldiğimizin belirtilerini görüyoruz. Bugün ülkemizde, bu düşünceler doğrultusunda Hükümetin adımlar attığını söyleyebilirim. Nihayet Batının vakt-i merhunu gelmiştir. Hükümetin müthiş ve muhteşem bir mücadele ve mücahede başlattığını söylemek kehanet olmasa gerek. Batının bıraktığı müzahrafatı temizlemek elbette zaman ve sabır isteyecektir. Ancak ümera bu işin farkındadır. Bir de şunu da hesaba katmak gerektir: Tanzimat’tan beri, zihni iğdiş edilmiş (Batıya tapınan) bir kitle ile bu hedefin yakalanması öyle pek kolay olmadığını da söyleyelim. Zira Zorlukları sadece içten değil dışarıdan da kaynaklanmaktadır.

Düşünün bir kere; Müslüman ülkelerin iradesini elinde tutan ve muhalefetsiz muhteşem saltanat sürenler, petrol ve dolar gücünü ellerinde tutmaya devam ettikçe, bunun aşılmasının zorlukları da anlaşılıyor. Ancak, unutmayalım ki, her şeyin bir tabii ömrü vardır. O ömrünü tamamladıktan sonra hiçbir beşeri güçle ayakta duramaz. İnsanlığa ve her türlü kutsallığa savaş açmış Batı medeniyeti de böyledir. Zevalden kendini kurtaramayacaktır. Fakat uzun bir zamanda alsa. İnanıyoruz ki, Batı medeniyeti çöküşü başlamıştır. İnsanlık bu medeniyetin vahşi icraatlarını artık hazmedemez bir devre girmiştir.

Bu çöküşün başladığına dikkatimizi çeken İslam âlimi Bediüzzaman hazretleri şöyle diyor:

“Çünkü Beşer, bu dünya âlemine, yeryüzüne “ halife ve diğer varlıkların üzerinde komutan” makamında Sani-i âlem tarafından gönderildiği halde; en edna, en berbat, en perişan, en zararlı ve ehemmiyetsiz, hırsızcasına ve dolayısıyla bu kâinat içine girmiş, karıştırmış! Bu farzımuhal, hiçbir cihetle kabul edilemez.

Ben bütün kuvvetimle, hadsiz lisanım olsa, o hadsiz lisanlarla kasem ederim ki; âlemi mükemmel bir sistem ile, bu kâinatı atomdan güneşlere kadar, sinek kanadından semavat kandillerine kadar nihayet bir hikmet-i intizam ile yaratan Hakîm-i Zülcelâl’e ve Sâni-i Zülcemal’e o hadsiz lisanlarla kasem ediyoruz ki; beşer, hiçbir cihetle, kainattaki diğer bütün varlıklara zıt olarak ve küçük kardeşleri olan sair taifelere zıt olarak, kâinattaki nizama küllî şerleriyle, zararlarıyla muhalefet edip, nev-i beşerde şerrin hayra galebesine binler senede sebep olan o zakkumları yiyip hazmetmesi mümkün değil.”

“Elhâsıl: Madem mezkûr kat’î hakikatlerle, bu kâinatta en müntehab netice ve Hâlık’ın nazarında en ehemmiyetli mahlûk beşerdir. Elbette ve elbette ve hayat-ı bâkiyede Cennet ve Cehennemi, bilbedahe beşerdeki şimdiye kadar zalimâne vaziyetler Cehennemin vücudunu ve fıtratındaki küllî istidâdât-ı kemaliyesi ve kâinatı alâkadar eden hakaik-ı imaniyesi Cenneti bedahetle istilzam ettiği gibi, herhâlde iki dünya savaşı ile ve kâinatı ağlattıran cinayetleri ve yuttuğu zakkum şerlerini hazmetmediği için kustuğu ve zeminin bütün yüzünü pislendirdiği vaziyetiyle beşeriyeti en berbat bir dereceye düşürüp bin senelik ilerlemesini ve yükselmesini paramparça ederek, cinayetini beşer hazmetmeyecek. Herhâlde çabuk başında bir kıyamet kopmazsa, İslam’ın hakikatleri, beşeri en aşağılık ve vahşi bir durumdan kurtarmaya ve yeryüzünü temizlemeye ve dünyada genel bir barışı temin etmeye vesile olmasını Rahman-ı Rahîm’in rahmetinden niyaz ediyoruz ve ümit ediyoruz ve bekliyoruz.” (Hutbe-i Şamiye)

Aynı noktaya Batılı bir yazar, Virgil Gheorghiu, 25. Saat adlı eserinde şöyle ifade ediyor:

“ Ey Batı, artık sizin son saatiniz geldi. Bunu İsa (as) bile önleyemez”.

YORUM EKLE

banner11