“Kültür olmakla beraber yaşam tarzı”

Büyükşehir Belediyesi Orkestra Şube Müdürlüğü Türk Sanat Müziği Bölümü’nde ses sanatçısı ve aynı zamanda öğretmen olarak görev alan İlker Cansevdi, Mûsıkî hakkında bilgiler verdi.

“Kültür olmakla beraber yaşam tarzı”

Cansevdi, “29 Şubat 1983 Bursa doğumluyum. Eğitim öğretim hayatımın hemen hemen bütün bölümünü Bursa’ da yaptım. Sadece yüksek lisans için İstanbul’ a giderek Marmara Üniversitesi’nde eğitim gördüm. Konservatuar ve yüksek tahsilimi Bursa’ da tamamladım. Büyükşehir Belediyesi Orkestra Şube Müdürlüğü Türk Sanat Müziği Bölümünde ses sanatçısı- öğretmen olarak görev yapmaktayım. Bunun yanı sıra olarak bana verilmiş olan Türk Sanat Müziği Bölüm Başkan Yardımcısı görevini de halen devam ettirmekteyim.  Müziğe 19 yaşımda üniversitede okuduğum yıllarda başladım. Bir taraftan üniversite tahsilimi devam ettirirken diğer taraftan o zamanın ismiyle Bursa Büyükşehir Belediye Konservatuarı Türk Sanat Müziği bölümünün açılan sınavını kazanmak suretiyle öğrenimime başladım. Burada çok önemli hocalardan faydalanma imkanı buldum. Duayen hocamız Erdinç Çelikkol, İstanbul Radyosu ses sanatçısı merhum Burhan Dikencik, Salih Berkmen, Ümit Sipahi, Nusret Parmaksız ve Serkan Gençer hocalarımdan musıkîmizi öğrendim. Bunun dışında master yaptığım yıllarda dini mûsıkî sahasında çok değerli hocalarım Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, Dr. Öğr. Grv. Nuri Özcan’dan ve Bursa’ da bu alanda yeri asla doldurulamayacak Halil Çay hocamdan faydalandım” ifadelerini kullandı.

Öte yandan konuşmasına “Mûsıkî aslında bir kültür olmakla beraber, bir yaşam tarzı, bazılarına göre ibadetlerinin vazgeçilmez bir ritüelidir” diyerek devam eden ses sanatçısı Cansevdi,  “Bazı insanlar mûsıkîyi lâ dinî ve dinî olarak ayırsalar da ben bu görüşe katılmamaktayım. Çünkü mûsıkîmiz kendi içinde bir ahengi olan ve Allah(c.c.) ‘ ın insana bahşettiği en önemli lütuflardan biridir. Bu güzelliğin insana Allah (c.c) tarafından verildiği düşünüldüğünde aslında mûsıkîde lâ dinî ve dinî olarak bir ayrım yapmanın çok da doğru olmadığını düşünüyorum. Fakat burada şunu belirtmem gerekir ki bahsetmiş olduğum Allah(c.c) ‘ ın rızası için yapılan düzeyli ve sanat kaygısı güdülen mûsîkîdir. Yoksa popüleriteyi bu mûsıkî tanımının içerisine konumlandırmam mümkün değil. Bu manada asıl ismi “tekke mûsıkîsi” olan tasavvuf mûsıkîsi ve klasik Türk  mûsıkîsinin benim nazarımda değeri aynıdır. Her iki mûsıkî de Allah’ ın bir lütfudur. Tekke mûsıkîsi tekke tavrı ve zikir ile insanı Allah’ ı zikretmeye yöneltir, RABB’ ine olan aşkını ve derin muhabbetini daim kılar. Klasik Türk mûsıkîmiz ise tüm zerâfetiyle gönlümüze dokunur ruhumuzu besler. Ben her seslendirdiğim eserde ayrı bir manâ ayrı bir güzellik görürüm. Eserlerin ruhuna girmeye çalışırım. Özellikle hikayesi olan eserlerin benim nazarımda ayrı bir yeri vardır. Şevki Bey’ in hicaz makamındaki “Bilmiyorum bana n’oldu, dîdelerim kan ile doldu” mısraıyla başlayan eseri 31 yaşındaki genç bir sanatkâr olan kendisinin veremden nasıl bir sıkıntı çektiğini nağmelerle anlatarak mûsıkîmize eşsiz bir eser kazandırmıştır. Yine dinî mûsıkî sahasında III. Murad Han’ ın bir sabah namazına kalkamaması nedeniyle “Uyan ey gözlerim gafletten uyan” mısraıyla başlayan şiirini yazması ve Ali Ufkî Bey tarafından bu şiirin bestelenmesiyle oluşan eser de mûsıkîmizde önemli yer tutmuştur” şeklinde konuştu.

YORUM EKLE
YORUMLAR
SELAMi YILDIRIM
SELAMi YILDIRIM - 2 hafta Önce

Değerli Sanatçımız İlker Cansevdinin açıklamalarını dikkatlice okudum. Yaptığı işin felsefesini bilmesi, onun gerçek bir sanatçı olduğunu göstermektedir.
Milli musikimiz adına umut vaad eden genç sanatçımızı tebrik eder, çalışmalarında başarılar dilerim.

SELAMi YILDIRIM
SELAMi YILDIRIM - 2 hafta Önce

Değerli Sanatçımız İlker Cansevdinin açıklamalarını dikkatlice okudum. Yaptığı işin felsefesini bilmesi, onun gerçek bir sanatçı olduğunu göstermektedir.
Milli musikimiz adına umut vaad eden genç sanatçımızı tebrik eder, çalışmalarında başarılar dilerim.

SIRADAKİ HABER