TÜRKİYE’NİN  VİRÜS DİPLOMASİSİ

Yazar Necmettin Yüşen'in kaleminden..

TÜRKİYE’NİN  VİRÜS DİPLOMASİSİ

Bir süre önce Çin’de ortaya çıkan ve dünyayı etkisi altına alan Covid19 salgını, tüm devletleri teyakkuza geçirmiş durumda. Bu süreçte devletlerin, vatandaşlarını korumak maksadıyla olağanüstü tedbirler aldığına şahit olduğumuz gibi; sürecin hemen öncesinde “Sanayi ülkesi”, “Büyük ekonomi”, “Dünya devi” “Süper güç” gibi kavramlarla tanımlanan devletlerin, süreci yönetmedeki acizlikleri ve yetersizliklerini de şaşkınlıkla takip ediyoruz…
Gelişmişlik endeksi bakımından dünyanın önde gelen Avrupa ülkelerinin, bu pandemi karşısında birbirlerinin tıbbi malzemelerini gasp etmek suretiyle attığı adımlar; Avrupa Birliği’nin ve sözde “Avrupa Medeniyetinin” artık çöktüğünün en kuvvetli delilleri olsa gerek…
 Şimdiye kadar dünya üzerinde kendi menfaatlerini ilgilendiren en ufak bir meselede bile burnundan kıl aldırmayan bu devletlerin, tıbbi malzemelerin temini konusunda başka devletlere mutlak suretle ihtiyaç duymaları; sağlık alanında sınıfta kaldıklarına işaret etmekte…
Şüphesiz dünya genelinde ihtiyaç duyulan devletlerin başında, vatandaşı olmaktan gurur duyduğumuz Türkiye geliyor. Ülkemiz, yıllardır süregelen geleneğini yani “yardım diplomasisini” devam ettirip, “Dünya devlerine(!) bile umut ışığı oluyor. Küresel İnsani Yardım Raporu’na göre; insani yardımların milli gelire oranı bağlamında, dünyada en fazla yardım yapan ülkenin Türkiye olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda; bu devletle gurur duymak için başka bir sebebe ihtiyacımız olmayacaktır.
Peki, ekonomisinin göreceli olarak kısıtlı olmasına rağmen Türkiye, ekonomik büyüklük bakımından kendinden birkaç kat büyük olan bazı ülkelere niye yardım yapıyor dersiniz?
Elbette Türkiye’nin bu süreçteki dış yardımları, insani boyutta değerlendirilebilir fakat bu yardımlar aynı zamanda; Türkiye’nin dış politikasındaki manevra alanını genişleten türden yardımlardır.
İtalya, İspanya, Almanya, İngiltere, Bulgaristan, Gürcistan başta olmak üzere yaklaşık 30 ülkeye yardım gönderen Türkiye, bu yardımlar sayesinde etki alanını hem doğu hem de batı ekseninde genişletiyor ve bu ülkelerle ikili ilişkilerini güçlendiriyor. 
Bu ülkelerle ilişkilerin güçlenmesi ise şu anlama geliyor:
Örneğin, virüs salgınından hemen önceki günlerde en önemli gündemlerimizden biri olan Libya meselesinde, denge politikası yürüten ve hatta Türkiye’nin desteklediği Serrac Hükümetine yakın olduğu gözlemlenen İtalya; aynı zamanda enerji çekişmelerinin yaşandığı Doğu Akdeniz’de de kilit ülke rolünü koruyor. Eminim ki bu zor süreçte Türkiye tarafından yapılan yardımlar, yarın Doğu Akdeniz ve Libya meseleleri gündeme geldiğinde İtalya tarafından minnettarlıkla hatırlanacak ve ona göre adımlar atılacaktır.
Yardımlarımızı ulaştırdığımız bir başka ülke olan İspanya ise, ülkemizdeki patriot füzelerinin sahibi ve Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu’nun ifadesiyle “Türkiye’nin tek gerçek dostu.” Hatırlayacak olursanız, Barış Pınarı Harekatı’nı ordusuyla destekleyen ilk Avrupa ülkesi de yine İspanya olmuştu. Şüphesiz, Türkiye bu süreçteki yardımları sayesinde, önümüzdeki dönemde gerçekleştirmesi muhtemel sınır ötesi operasyonlar için İspanya gibi bir ülkenin desteğini yeniden yanında bulacaktır… 
Türkiye’nin bu amaçlar doğrultusunda yardım ettiği bir başka ülke ise; Avrupa Birliği’nin en yoksul ülkesi fakat mülteci politikaları gibi birçok konuda Türkiye’ye paralel görüşleri olan Bulgaristan. Avrupa Birliği içinde güçlü bir etkiye sahip olmasa da göç politikasında kullanabileceği veto yetkisiyle, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin bu konuda istediği tabloyu ortaya çıkarabilir…
Velhasıl, devletimizin tıbbi malzeme yardımı yaptığı tüm devletleri tek tek sıralayıp, o devletlerle olan ikili ilişkilerimizi yazarak listemizi uzatabiliriz. Fakat iç politikamızda birilerinin itiraz ettiği ve gereksiz bulduğu o yardımların, dış politikada ne kadar etkili olabileceğini göstermek bakımından, verdiğimiz bu örnekler yeterli olacaktır. Türkiye’nin gerçekleştirdiği mevzubahis dış yardımları gereksiz bulup eleştirenlere küçük bir alıntı ile cevabımız şu olsun: “Dış politikada tohumları serpersin ve hasadı beklersin. Belki ekinleri hiç toplayamazsın ama çiftçiysen bunu yapmak zorundasın.”
Sağlıklı kalın…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner46

banner40