'Üyelikten geri çekilmeyeceğiz'

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Avrupa’nın en büyük camisi olarak bilinen Eyüp Sultan Camisi’nin temel atma törenine katıldı. Konuşmasında AB üyeliği sürecine değinen Bozdağ, Türkiye’nin süreçten geri çekilmeyeceğini vurguladı.

'Üyelikten geri çekilmeyeceğiz'

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG) Teşkilatları tarafından Fransa’nın Strazburg şehrinde yapılacak olan ve Avrupa'nın en büyük camisi olarak bilinen Eyüp Sultan Camisi'nin temel atma töreninde konuştu. Fransa'nın Molhouse kentinde kundaklama sonucu çıkan yangında hayatını kaybeden Türk vatandaşlarına Allah'tan rahmet, yaralılara da acil şifa dileyen Bozdağ, önemli bir eserin temel atma töreninde bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

1963’TEN BERİ BEKLİYORUZ

Türkiye'nin AB'ye tam üye olmak için mücadele eden bir ülke olduğunu anımsatan Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “1960 yılından beri mücadele ediyoruz üye olmak için. 1963 yılından bugüne AB'nin kapısında bekleyen ikinci bir ülke var mı? Yok. Yol yürürken oyun içinde kural üstüne kural değiştirilen ve kendi aleyhine pek çok içtihat oluşturulan ikinci bir ülke de yok. Dikkat ederseniz bütün bu olumsuzluklara rağmen Türkiye, AB sürecinden vazgeçmedi. Açılan fasıllar, bütün konular bittiği halde kapanmadı. Yıllardır açılan faslı kapayamayan bir ülke pozisyonundayız ama Türkiye buna rağmen de bu süreçten vazgeçmedi. Biz şunu iyi biliyoruz. Türkiye AB'ye güç katacak ve AB üyesi olması halinde de buradan güç kazanacak bir ülkedir. İki tarafa da kazan-kazan ilkesi çerçevesinde kazandıran bir süreçtir. Biz bu süreci her türlü olumsuzluğa rağmen sürdürmekte kararlıyız. Süreçten Türkiye olarak geri çekilme niyetimiz yok.”

ÇİFTE STANDART

Bozdağ, her ülkenin Türkiye ile Türkiye'nin de her ülke ile ilişkilerinde karşılıklı çıkarların esas olduğunu herkesin çok iyi bildiğini dile getirdi. Türkiye ile bir başka ülke arasındaki ihtilaf ve tartışmaların AB kurumlarını etkilemesinin ve AB sürecini etkilemesinin kabul edilemez olduğunu anlatan Bozdağ, “Bir yerle bir sıkıntı olsa başka yerden bunun bize dönüşü oluyor. Bu büyük bir haksızlık, adaletsizlik, Türkiye'ye karşı bir çifte standarttır” ifadelerini kullandı.

“EN BÜYÜK ZARAR MÜSLÜMAN'A”

İslam'ın barış dini olduğunu vurgulayan Bozdağ, terörü ve şiddeti desteklemesinin, prim vermesinin asla söz konusu olmadığına dikkati çekti. Şiddet, terör ve öldürmenin İslam ile yan yana getirilemeyeceğini belirten Bozdağ, şöyle devam etti: “Bugün DAEŞ terör örgütü, FETÖ, El Kaide terör örgütü, Boko Haram terör örgütü ve İslam'ı istismar eden terör örgütlerinin tamamı İslam'a ve Müslümanlara düşmanlık yapıyorlar. DAEŞ ve diğer terör örgütlerine baktığınız zaman yaptıkları terör eylemleri, Müslümanlığın, İslam'ın kabul edeceği bir şey olmadığı gibi insanlığın da kabul edeceği bir şey değildir. Çok net söylüyorum, bu terör örgütleri şeytanların dahi gıpta ettiği terör örgütleridir. Çünkü şeytanlar bir araya gelseler, 'İslam'dan ve Müslümanlardan bütün insanları hatta Müslümanları soğutmak, nefret ettirmek, düşmanlaştırmak için bir organizasyon yapalım' deseler belki DAEŞ, El Kaide, Boko Haram, FETÖ gibi bir organizasyon ortaya çıkardı. Onun için bu terör örgütleri en büyük zararı Müslüman'a, İslam'a veriyorlar.”

“HAKİKAT İFTİRAYI YENECEK”

Türkiye aleyhine yalan ve fitne üzerine kurulu algılar yaratılmaya çalışıldığına işaret eden Bozdağ, bu algılara karşı hakikatin egemen olması için yoğun mücadele ettiklerini bildirdi. Hakikatin eninde sonunda yalan ve iftirayı yeneceğine dikkati çeken Bozdağ, şunları kaydetti: “Olmadık şeyler maalesef Türkiye aleyhine algı oluşturmak için kullanılıyor. Avrupa'da ağırlanan DHKP-C'li, PKK'lı ve FETÖ'cü teröristler her yerde kravatlarıyla beraber dolanıyorlar ve her yerde Türkiye'nin aleyhine kanaat oluşturmak için yarış içindeler. Gazetelere, televizyonlara, yorumculara para veriyorlar, siyasilere para aktarıyorlar Türkiye'nin aleyhine bir cümle, laf ettirmek, bir raporun altına imza attırmak için. Raporları hazırlıyorlar, götürüp veriyorlar, altına sen sadece imzanı atıyorsun. O raporu sonra alıp değişik sivil toplum kuruluşlarına, partilere, uluslararası örgütlere, 'falan meşhur zatın raporu' diye gönderiyorlar. Çok net bilgilere sahip olarak söylüyorum. Raporu hazırlayanın adının olduğu, imza atacağı ve imza attığı yer dışında raporun içeriğinden haberi yok. Böylesine kirli bir operasyonla Türkiye karşı karşıya.”

Güncelleme Tarihi: 00 0000, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner46

banner40