SPORCU KALBİ

Sporcuların kalplerinin büyük olduğunun farkına ilk kez 19. yüzyılda varılmıştır. Kayakçılara yapılan fizik muayene ile tespit edilen kalp büyümeleri daha sonraları röntgen ve otopsi bulguları ile doğrulanmıştır.. Daha sonraları ekokardiyografi (EKG) ve Manyetik Rezonans'ın (MR) kullanılmaya başlanması ile daha kesin bulgular elde edilmiştir. Yapılan çalışmalar ile değişik dallarla uğraşan sporcuların kalplerinin spor yapmayan bireyler ile karşılaştırılabilmesi sağlanmış, sporcu kalplerinin yapı ve çalışması ile ilgili ayrıntılı bilgilere ulaşılmıştır. Sporcuların kalplerinde görülen iki önemli bulgu kalplerde büyüme ve dinlenme sırasında nabızlarının yavaş olmasıdır.

Son 10 yılda fiziksel egzersiz çalışmalarında ciddi değişiklikler yaşanmıştır. Yarışma  sporcuları daha yoğun çalışma programları uygulamaya başlarken, orta yaşlı erişkin kişiler yoğun olarak fitness salonlarına gitmeye başlamıştır. Biz burada sporcu kalbinden bahsederken eğlence olsun diye sporla uğraşanlar veya kardiyovasküler kondisyonunu iyi seviyede tutmak için spor yapan kişilerden bahsetmiyoruz. Burada bahsedilen bir kulüpte veya daha üst seviyede profesyonel olarak spor yapan, haftanın hemen her günü en az iki saat sporla uğraşan sporcuların kalpleridir .O nedenle haftada 2-3 gün fitness merkezinde spor yapanlar burada konu edilen kalp ile kendilerininkini bir tutmasınlar.

Sporcuların kalbinde görülen büyüme kalbin hem hacim olarak büyümesi (dilatasyon) hem de duvar kalınlığının artması (hipertrofi) şeklindedir. Özellikle dinamik (izotonik, aerobik) egzersizler kalbi hacim olarak büyütürken kalp duvarında da kalınlaşmaya yol açar ki buna EGZANTRİK KALP  BÜYÜMESİ  adı verilir. Buna neden olan spor dallarının başında dayanıklılık gerektiren uzun mesafe koşusu gelir. Kalbin sadece duvar kalınlığının artması sonucu büyümesi daha çok izometrik egzersizlerde görülür. Bu sporlar arasında ağırlık kaldırma, güreş, vücut geliştirme, gülle atma, judo vb. sayılabilir. Ancak atletik egzersizler genellikle sadece izotonik veya izometrik olmayıp bunların bir arada yapılması ile olur. Özellikle bisiklet ve kürek gibi sporlar her iki egzersiz tipini bünyesinde barındırır. Sporcu kalplerinde görülen bu büyüme bazı hastalıklardaki gibi patolojik boyutlarda değildir. Büyüme miktarının saptanmasında kullanılan EKG tetkiki ile sporcu kalplerindeki büyümenin hastalıklardan ayırımı yapılabilir. Özellikle septum denilen kalp duvarındaki büyüme sporcularda nadiren 16mm'yi geçer. Bayan sporcularda, 18 yaş altı gençlerde ve 40 yaş üzerindeki veteranlarda kalp büyümesi ise sınırlı ve az miktarda olmaktadır. Kalpteki bu büyümenin direkt egzersiz yoğunluğu ve performans ile ilişkili olmadığı da bilinmektedir. Bir çok olimpiyat şampiyonunun kalbi normal boyutlarda olabilirken bazı kolej öğrencilerinde belirgin büyüme izlenebilmektedir. Bunun nedeninin genetik duyarlılık ve hormonal değişiklikler olduğu düşünülmektedir. Genetik duyarlılığı olan sporcularda yapılan fizik egzersizler kalpteki büyümeyi daha çok tetiklemektedir. Sporcularda görülen kalp büyümesini hastalıklı durumlardan ayıran bir diğer nokta da egzersize ara verildikten sonra kalpteki büyümenin ve duvar kalınlığının zamanla normale dönmesidir. Gerçekten de periyodik olarak çalışan atletlerin kalp büyüklükleri sezon içerisinde değişiklikler gösterebilmektedir.

İstirahat halinde nabız sayısının düşük olması sporcu kalbinin karakteristik özelliklerindendir. Çok özel hallerde kalp atım hızı dakikada 40'ın altına dahi düşebilir (bradikardi). Bu durumdan artmış parasempatik sinir sistemi aktivitesi kadar azalmış sempatik sistem aktivitesi de sorumludur. Sporculardaki kalp atım hızlarının tespiti için EKG den yararlanılır. Özellikle aşırı yoğun dayanıklılık gerektiren sporları yapan sporcularda bu durum daha belirgindir. Bu sporcularda kalp atım sayısının yavaş olmasının zararlı olduğuna dair kanıt yoktur. Bunun dışında atletlerin EKG'lerinde başka bazı ritm değişiklikleri de izlenebilir. Bunlar:

Sinüs aritmisi (genellikle solunumsal)

Sinüs duraklaması

Gezici atriyal pace-maker

Kavşak ritmleri

Birinci derece AV blok

İkinci derece Mobitz tip 1 blok

Atriyoventtiküler disosiyasyon

olarak sayılabilir. Ancak sporcu kalplerinde görülen bu ritm değişiklerinin tıpta "HASTA SİNÜS SENDROMU" denilen hastalıktan ayrılması gerekir. Bu hastalıkta hastanın tedavisi için kalıcı kalp pillerinin kullanılması gerekebilmektedir. Çok ender durumlarda sporcu kalplerinde ritmde aşırı derecede duraklamalar ile birlikte baş dönmesi, bayılma gibi şikayetler görülebilir. Bu durumda atletik aktivitenin sonlandırılması veya kalıcı kalp pili takılması gündeme gelebilir. Ancak bu tip atletlerde de genellikle altta yatan ve o ana dek farkına varılmayan bir hasta sinüs sendromu söz konusudur. Sporcu kalplerinde görülen bu ritm değişiklikleri gece saatlerinde ve uykuda daha sık olarak izlenmektedir. Bunun dışında sporcuların EKG'lerinde bir seri morfolojik değişiklikler de izlenebilmektedir. EKG'de p dalgasında, ST segmentinde ve T dalgasında görülen bu değişiklikler efor ile beraber normalize olmaktadır. Böylece bu değişikliklerin yapısal bir bozukluktan kaynaklanmadığı, tamamen fonksiyonel olduğu anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak kardiyologlar için sporcular tanısal ve tedavisel olarak zorluklar içermektedir. Yanlış bir tanının konulması o sporcunun ölümü veya kariyerinin sonlanması gibi yıkıcı sonuçlar doğurabilir. O yüzden bu tip hastalar çok dikkatli olarak değerlendirilmelidir.

YORUM EKLE