Tarihî anda bilmek

İnsanın hayatı soru değil, bilakis anlayabilen ve idrak edebilen için cevaptır aslında. Çünkü her şeyi çözebilmiş bir insanın hiçbir çözümsüzlüğü yoktur içinde. Yalnız hayatınızı sorun haline getirmeye çalışanlar vardır sadece. Bunu bildiğiniz içinde sorunsuz bir yaşam bekleyemezsiniz doğal olarak. İşte o noktada sizin dışınızda tüm sorunlara da bir "neden" olursunuz. Yine o hakikatte en güzel cevapları da kalben bulursunuz hayatta. Çünkü hayatın tüm soru ve sorunlarına inat, bazen yaşam kalbinize de bir meal olarak açılır. İşte o zaman hayatın dış yüzü sizin iç yüzünüzün bir yansıması olur. Yani her şey bazen tezatlığı ile bilinir. Ve bildiğinizin de ötesindedir yaşam yolu. Ne demiştik? Çıkmazlar ve yokuşlar. Bir anlık kalbin yolu; onunda üstüne açılan ayrı bir yoldur. Bir salisede tüm yolu yürüyüp bitirdik. Zaman içimizde bir an yardı. Kalben yürütülen insan bu dünyanın koşuşturmasında değildir. Çünkü insan koşar adım kuşanmıştır henüz yürümeden zamanda şimdiki koşulları ve koşuşturmacaları. Ahh! bu yollarda neler yok ki! Adımlarınızdan bile gizli olmalı yürüyüşünüz. Tüm ruhuyla bir yola çıkanlar kendi ayaklarının dahi yoluna dolaşacağını bilir! Kendi gölgemizi dahi ardımızda bıraktıysak eğer, varlığımızda da hükümsüz bir yol seyrindeyizdir muhakkak. Şimdi şuna inanın; Çiçekler bile daima yerine göre açılır. Bir çiçek hayata değil de neden kalbe açılmasın ki? İşte bu bomboş kurak topraklarda yönümüze tek bir çiçek açılıyorsa şayet onu kalbimize bir irşad biliriz. Ne bilsin ki dünyanın maddesinin tüm çıkar yollarında birleşenler? İşte o noktada geçmişin ayak izlerine basıp, kendi hakiki menzilinize yönelirsiniz. Tarihi anda bilmek; geleceği de kendi inancınla oluşturabilmek veya kendi kalbinin hakikatine yol alabilmektir. İşte o noktada maddenin kuru gürültüsüne inat bir çiçek sadeliği ve sükunu dahilinde çok sesli olarak ayrı bir yaşam olursunuz. Gerçek yaşayış algısı da odur aslında. Hiçbir maddenin esir aldığı algı dahilinde olmamak; Kendinde bağımsız olmak kendi hakikatine daima bağımlı olabilmekten geçer. Bu yolda tek bir insan dahi sizi anlıyorsa asla yalnız değilsiniz. Çünkü insanlar vardır sizi kendinize getirir ve insanlar vardır sizi sizden öteye iter. İnsanlar vardır yönünüzü bilirler yolunuzu gözlerler. insanlar vardır nice yolsuzluklar içinde sizin istikametinizden bir yol alırlar. İnsanlar vardır yol bilir yordam bilir ve kalben bir yol sunar size. İnsanlar vardır yol aldığını sanıp da boş bir ayak izinden ibarettir sadece. Kalben yürüyenler ise daima rast gelirler birbirlerine. Unutmayın; ("Dünyada yaşamıyoruz, dünyadan geçiyoruz".) diye ifade eder bu yüzden Mevlâna hz. Bu sözü ise derin olarak ele aldığınız da yolunuzun madde ve manevi boyutunu bilirsiniz. Karşınızda olanları ve yanınızda olanları kalben ayırt edersiniz artık. O noktada Hz. Şems'in şu sözünü hissedersiniz. " Ne zaman ki düşmanlarım çoğaldı ve ne zaman ki iyiliğim kötülük olarak algılandı anladım ki ben doğru yoldayım." İşte bu yol fikrinde dünya mecazi bir yoldur. Bu dünyada bir gerçeklikte doğruya ve doğruluğa riayet etmektir. Çünkü daima doğrular bir inanç ile yoluna doğrulur. Yanlışlar ise daima yanlışlıkların ve yanılgıların doğrultusunda bir yön izlerler. Asırlar geçer, ancak bir yönde olan insanlar daima yürekten yüreğe karşılaşır. İşte o yol ayrımında insanları karşılarına alanlar vardır, birde birbirlerini yürekten karşılayanlar vardır. Yüzyıllar yüzyıllara eş oldu geldi geçti. Şu derede ki su kaç kere değişti, ama ayın ve yıldızların akışları hep aynı yerindedir. Yol mecazidir kalbin yolunda olabilmektir aslolan. Bu yüzden "Ben iki yol ağzı sokakta öfke çağında, hırs çağında dayanan sabreden insan arıyorum." Diye ifade eder Mevlâna hz. iste o zaman; "İnsan aklıyla düştüğü çıkmazdan, ancak yüreğiyle çıkar." Eğer tamamıyla zorluklara daldınsa, daralıp kaldınsa sabret çünkü sabır genişliğin anahtarıdır. Ve ne diyordu o büyük üstad " Eğer altı yönden yolunu kapatırlarsa şayet; altı yönü yaradan açar ancak." Ey gönül dosta candan giden bir yol vardır. Ey yolunu kaybetmiş kişi dosta apaçık da, gizli de bir yol vardır. Eğer altı taraftan da senin yolunu keserler, kapatırlarsa da korkma! Çünkü senin gönlünün derinliklerinden sevgiliye giden gizli bir yol vardır. "Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir." Haberi Allah'tan gelir. Ve insan nerede olursa olsun bu yüzden önce kendi düşüncelerinin içindedir. Kendi düşüncelerinin içinden kalbinin hakikatine ulaşıyorsa insan, kainatında merkezîndedir. Çünkü cümle alem bir nüsha insan ise kendi kitabının aslıdır. İşte o zaman Allah tüm darda kalanların ve daralanların yardımcısıdır. Darda kalmak illa maddi anlamda değildir. Bazı iç darlıklarını hiçbir madde ve maddiyat gideremez. O yalnızca kul ile Allah arasında sırdır. O derdin dermanı da içinde gizlidir. Allah herkesin gönlünün derdine göre derman versin. Buyuzden şimdi ki an, dar bir düşünce yoludur. Gelecek ise düşüncemizin kalbimizle şekilleneceği bir hayat yoludur. Ulaşılacak asıl sonsuz an ise; inanç ile ulaşılan kalbin yoludur. Ne mutlu tüm karanlığı arkasına alıp, sonsuz bir aydınlığa yol alanlara. Çünkü mutlak bir aydınlıktır insanın ufkunu ve düşüncesini aydınlatan. Buyuzden fecr vaktini sever tüm şairler. Allah sizi aydınlatırsa şayet, hiçbir karanlık sizi kapsayamaz. Çünkü "O" sizin özünüzü karanlıklardan aydınlığa ulaştırmak için ışık tutar yolunuza. Işte o noktada; Güneşi örnek al kendine der Mevlâna hz. Korkma doğmaktan ve korkma batmaktan. "Ümitsizlik köyüne gitme ümitler var, karanlığa doğru yürüme güneşler var. işte o zaman ; "Aşkın yedi şehrini geçtikten sonra halâ ilk caddenin, ilk sokağındaydık." Her birimiz. Elbette kendine bir adım atmakla başlıyordu her şey. İnsan kendine yürüdükçe hayatı da bir yürürlüğe giriyordu. Dünyada yaşanan her şeyin bir nedeni var. Her şeyin bir seyri, döngüsü, dönüşümü ve oluşu var. Bu yüzden seyredin. Her şey kendi seyrindedir zaten. Tüm döngülerin içinde kendi dönüşümünüzü, dönen bir dünyada en güzel, en yeni haline dönüştürün. İnandığınız hiçbir şeyden sırtınızı dönmeyin. Dönen bir dünyada siz en güzel dönüşümü yaşayın. Ve oluşturun kendi dönüm noktanızı. Ve kendi dönüm noktanızdan oluşun en güzel şeylere. Çünkü o, dünya yolunda garip kalanlara şöyle diyordu; "Demedim mi sana; keserler yolunu, soğuturlar seni; ateşin, coşkun, sıcaklığın benim ancak. Demedim mi yakıştırırlar sana kötü kötü sıfatlar sen olursun kaybeden halbuki sıfatlarının kaynağı benim ancak. Demedim mi sana; "kulun işi gücü hangi sebeple düzene girer acaba?" deme; Sebepsiz cihetsiz yaratıcı benim ancak." Anladım ki; bu yol, kendimizden kendimizeymiş meğer. Dünyada yaşamıyor, dünyadan geçiyormuşuz meğer.

Sevgiyle Kalın

YORUM EKLE