Zaman mimarilerine vakit işlemez

Insan ne kadar geçmiş ve geleceğe hakimse o kadar şimdiki zamanın; bir fikir, amaç, mânâ ve anlam birimi olur. Bunu her hakiki bir amaç uğruna yaşayanlar bilir. Alın terini değil, gönül terini silerek mücadele edenler bilir. "Ancak alın terinizi silerek kaderinizi değiştirebilirsiniz" diyor şair, gönül terinizi silerek o kaderinizi de güzelleştirebilirsiniz diyorum. Insan geçmişi değiştiremez ancak geleceğin hakimiyeti her kudrete hakim olan Allah'ın iradesinde bir zamana tabidir. Zaman üstü zaman vardır an ondan da içeridir. Dolayısıyla insanın vaktin hakikatine resim olması, kendini de tablo dışından izleyebilmesidir. Kendimizi sadece şimdi ki an'a adapte edersek geleceğin içinde suretimizi bilemeyiz. Geniş ve büyük düşünmeliyiz. Sınırsız bir zaman kavramı gibi. Bazen içinde bulunduğunuz tablodan çıkıp siz belirlemelisiniz yaşama bakış açınızı siz belirlemelisiniz kalbinizin portresini fikrinizi yansıtan şey bir yaşam bütünlüğünün öz şemasıdır. Çünkü bu yaşam sizindir ve onu yasayabilme özgürlüğü yine size aittir. Izin vermeyin hayatınızın kalemini bu başkasının tutmasına. Çünkü karalayan eli göremez ve savuran rüzgarı

duyamazsınız o tablo içinde kalırsanız eğer. Alın kalemi elinize ve yaşamın bir parçası olun!

...

Bir dönem önce Ulucami içinden geçiyordum. yürürken bir an büyük minarenin önünde durdum. Daha doğrusu zamana durdum! O an kendimi Ulucami'nin yeni yapıldığı dönemlerde gibi hissettim. Sanki etrafımda bu zaman değilde, bir irade zamanı var gibi hissettim. Bir kaç saniye sürdü sonra yürüdüm şimdi ki zaman birimine yani kendime yöneldim.

Bir kaç gün geçti aynı yerden yeniden geçiyordum. Bu kez orada bir ressam duruyordu. Ve bulunduğu yerden diğer minarenin resmini çiziyordu. Bir süre izledim. Çok güzel bir tabloydu. Manada resmi bilenler, sadece minareden hangi cami olduğunu anlayabilecek kadar güzel yansıtmıştı ressam Ulucamiyi. Resmi izlerken birşey farkettim. Ve ressama dönerek; Bu resim de cami şimdi ki an, ama tarih farklı dedim. Yani 50, 60 yıl öncesinin zamanı gibi geldi bana dedim. Doğru dedi şimdiki zamanı yansıtmadım, çok önce bir tarih, ama cami şimdiki zamanın sureti dedi. Doğru bir analiz yapmıştım kendimi tebrik ederken bunu da resime iyi analiz edebildiği için ressamı tebrik ettim. Kolay gelsin diyerek yanından ayrıldım. Sonra bir fikir geldi aklıma o resmi sizinle bu köşede paylaşmak için röportaj yapmak geçti içimden. Ancak karar veremedim. Belki rahatsızlık edebilirim düşüncesiyle fikrimden vazgeçtim. Onu Ulucami ile başbaşa bırakmak istedim. Ertesi gün bu fikrimden vazgeçip hemen yanına gidip görüşmek ve donanım kazanmak istedim. Ancak aynı yerde yoktu. Biraz içim burkuldu çünkü resmin tamamını da görmek istiyordum ayrıca. Eğer orada olsaydı ona şu soruyu soracaktım; Her ressamın, kimsenin göremediği ancak sanatkarın kendi eseriyle ilgili öngördüğü bir hakikati vardır. Peki sizin bu resimde ki hakiki mânâda ön görünüz nedir? Elbette bulunduğu yerde olmadığı için sorumu soramadım ve icimdeki soruyla Ulucami'nin bahçesinden tam çıkarken, birşey gördüm. Aynı ressam, aynı kişi, aynı suret, aynı beden aynı duruş fakat 50 yıl sonrasının insanıyla bu kez Ulucami'nin bahçesinden çıkıyordum. Durdum bir kez daha baktım. Döndüm bir kez daha baktım.

Allah'ım; dedim. Sadece 1 gün arayla zaman bu kadar hızla döner mi?

Bu büyük bir benzerlik olmalıdır dedim bunun başka bir açıklaması olabilirmiydi ki? Bir hakikat vakti dilimi de yaşasam yada bunun tam tersi büyük benzerlikte olsa bu yaşadığım olay bende şunu hissettirdi.

Allah her zamana hakim bizler kendi zamanlarımıza bile hakim değiliz. Diyorum ki ertelemeyin yaşamı alın elinize fırçayı dilediğiniz gibi resmedin gönlünüzce hayatı. Çünkü zaman mimarilerine vakit işlemez.

Kalın Sağlıcakla

YORUM EKLE

banner41

banner40