Bursa’da su kaynaklarının durumu endişe verici boyutlara ulaşmış durumda. Doğancı ve Nilüfer barajlarında doluluk oranları yüzde 35–40 bandında. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in “Bursa artık su şehri değil” sözleri, kentin su yönetiminde gelinen noktayı gözler önüne seriyor.
Ama asıl soru şu: Buna kim karar verdi? Doğa mı, iklim mi, yoksa yönetemeyenler mi?
Bir yıl önce de aynı seviyeler konuşuluyordu, bugün de. Başkan Bozbey’in kendi ifadeleriyle barajlardaki durum geçen yılla aynı. Yani Bursa, bir yıldır su konusunda yerinde sayıyor. Uyarılar var, söylemler sertleşiyor; ancak ortada hâlâ somut bir ilerleme yok. Bu noktada “durum vahim” demek yetmiyor. Neden bu noktadayız, kim sorumlu, ne zaman çözüm üretildi sorularının da net cevaplar bulması gerekiyor.
Çınarcık Barajı’ndan Bursa’ya su aktarımı yine gündemde. Yıllardır olduğu gibi… Her dönem “çalışmalar sürüyor”, “yakında devreye giriyor”, “kritik eşik aşılacak” deniyor. Ancak barajlar hâlâ boş, risk hâlâ kapıda. O zaman şu sorular kaçınılmaz hâle geliyor:
Bu projeler neden hâlâ tamamlanamadı? Gecikmenin bedelini neden Bursa ödüyor?
Başkanın çözüm olarak yine vatandaşlara dönüp “tasarruf” çağrısı yapması ise artık ikna edici olmaktan uzak. Elbette tasarruf önemli. Ancak su krizinin temel sebebi musluğu açık bırakan hane halkı mı, yoksa yıllardır tamamlanamayan altyapı projeleri mi?
Üstelik mesele yalnızca konutlardaki tüketimle sınırlı değil. Bursa’da organize sanayi bölgeleri başta olmak üzere sanayi tesislerinin de ciddi bir su tüketimi söz konusu. Bu şehirde yalnızca vatandaşlar değil, sanayi de su kullanıyor. O hâlde yükün tamamının hane halkına yıkılması adil mi?
Organize sanayi bölgeleri, büyük ölçekli işletmeler ve sanayi kuruluşları da taşın altına elini koymak zorunda. Su tasarrufu, geri kazanım sistemleri ve alternatif su kaynakları konusunda somut adımlar atmayan sanayi, bu krizin dışında tutulamaz.
Üstelik uzmanlar 2026’nın daha da kurak geçeceğini söylüyor. Yani bu tablo bir “istisna” değil, yeni normal. Böyle bir ortamda yalnızca tasarruf çağrılarıyla süreci yönetmeye çalışmak, krizi çözmek değil, ertelemek anlamına geliyor.
Mayıs ayında devreye girmesi planlanan arıtma tesisinin “köklü çözüm” olarak sunulması da haklı bir temkinle karşılanıyor. Bursa geçmişte de defalarca “son viraj”, “kalıcı çözüm”, “rahat nefes” söylemlerini duydu. Sonuç ortada: Barajlar boş, endişe büyük.
Sonuç olarak mesele artık sadece su değil
Bu, planlama, zaman yönetimi ve hesap verebilirlik meselesi.
“Bursa artık su şehri değil” demek kolay.
Zor olan, Bursa’nın bu noktaya geliş sürecini izah etmek ve su şehri olarak kalabilmesi için hangi önlemlerin alındığını göstermektir.
Tasarruf, Bursalıların görevi olabilir
Ama çözüm üretmek, öngörmek ve krizi yönetmek yerel yönetimin asli sorumluluğudur.
Aynı şekilde, bu kentten kazanan sanayi kuruluşlarının ve organize sanayi bölgelerinin de su konusunda sorumluluk almadan bu sürecin sağlıklı yönetilmesi mümkün değildir.




